İstanbul Çekmeköy’de yaşanan ve öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci saldırı sonrası, Hürriyetçi Eğitim Sen Şube Sekreterleri Özkan Demirkol ve Emre Sarıkaş ortak bir açıklama yaparak eğitimde artan şiddete sert tepki gösterdi.
Özkan Demirkol: "Bu Saldırı Münferit Değildir, Birinci Derecede Sorumlu MEB'dir"
Uğur Mumcu Parkı'nda buluşan sendika üyeleri Milli Eğitim Müdürlüğü'ne kadar sloganlar atarak yürüdü. Burada yapılan açıklamanın ilk bölümünde söz alan Özkan Demirkol, yaşanan acı olayın arka planındaki ihmallere dikkat çekti:
"2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, Fatma Nur Çelik arkadaşımız tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Eğitim emekçileri olarak burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık.
Açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut adımlar atılmadığı için şiddet ortamı derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini ortaya koymaktadır."
Emre Sarıkaş: "İtibar Suikastı ve Yoksulluk Şiddeti Besliyor"
Açıklamanın devamında sözü devralan Emre Sarıkaş ise şiddetin toplumsal ve sistemsel nedenlerine vurgu yaptı:
"Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside meşrulaştırılan sert dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun uygulamalar okulu güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır.
Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Okul güvenliği konusunda bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir."
Acil Eylem Çağrısı ve Talepler
Haberin sonuç bölümünde her iki isim, ortak bir iradeyle Milli Eğitim Bakanlığı ve yetkililere şu somut talepleri iletildi;
-
Rehberlik Güçlendirilmeli: Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmeli.
-
Erken Müdahale: Risk altındaki öğrenciler için acil destek programları uygulanmalı.
-
Bağlayıcı Plan: Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalı.
-
Hesap Sorulmalı: Bu saldırıda ihmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir.
"Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz." diyen Demirkol ve Sarıkaş, güvenli bir çalışma ortamı talebinin bir ayrıcalık değil, en temel hak olduğunu belirterek mücadele kararlılıklarını yinelediler.




