Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Ender Kelleci elektrik zamları ile ilgili şu açıklamayı yaptı;

Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Ender Kelleci elektrik zamları ile ilgili şu açıklamayı yaptı; “Elektrik tarifeleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından her 3 ayda bir Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının başında geçerli olacak şekilde yılda 4 kez güncelleniyor. Ancak EPDK tarafından bu kez 1 Haziran 2022 tarihinden geçerli olmak üzere, normal tarife güncelleme dönemi beklenmeden acil zam yapıldı.

 Açıklanan tarife üzerinden EMO tarafından yapılan hesaplamaya göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için tüketeceği varsayılan 230 kWh`lik faturanın toplam bedeli bir önceki aya göre yüzde 15 artarak 332.5 TL`ye yükseldi. Fatura kalemlerine bakıldığında perakende enerji bedeline yüzde 21.1 zam yapılırken, dağıtım bedeli sabit tutularak, fatura toplamının yüzde 15 artmasının sağlandığı görülmektedir. Tüketimlerinin eşit olması durumunda Haziran faturası, Mayıs ayına göre 43.4 TL daha fazla gelecektir.

Yıllık Zam Oranı Yüzde 82`ye Ulaştı

Aralık 2021`de aynı tüketim değeri için 211 TL fatura düzenlendiği düşünülürse, 230 kWh`lık tüketimi olan aileler için 6 aylık dönemdeki zam oranının yüzde 58 olduğu hesaplanmaktadır. Haziran 2021`de ise 183.1 TL olarak gelen fatura aradan geçen 1 yıllık dönemde yüzde 82 artarak 332.5 TL`ye yükselmiştir. Günlük 8 kWh olarak belirlenen ve 30 günlük 240 kWh`a denk gelen ilk kademe sınırı geçen aileler için tüketimlerine paralel olarak zam oranı da büyümektedir.

‘Norveç’lilere pasaportsuz giriş’ jestine muhalefetten sert tepki ‘Norveç’lilere pasaportsuz giriş’ jestine muhalefetten sert tepki

1-56

Açıklanan tarifeyle Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında düşük tüketimli olarak tanımlanan sanayi ve ticarethane gruplarına ise yüzde 25 oranında zam yapıldı. Yıllık tüketimi 1 milyon kWh`ı aşan sanayi ve ticarethane aboneleri ise 1 Temmuz`dan itibaren tebliğ kapsamında yüksek tüketimli abone sayılmaya başlayacaklar. Bu abonelerin faturaları spot piyasada oluşan maliyetlerin doğrudan yansıtılmasına dayalı bir formül ile hesaplanmaktadır. Geçtiğimiz ay enerji üretim şirketlerinin spot enerji borsasına verdikleri tekliflerin üst sınırı 1 kWh enerji için 2.5 TL iken, önce 2.75 TL`ye sonra 3.2 TL`ye yükseltildi.

Aynı ay içinde borsada oluşan piyasa takas fiyatlarının yükselmesine neden olacak üst sınırın 2 kez yükseltilmesi ve tarife düzenlenme dönemi olmamasına rağmen Haziran ayında tüm tüketici gruplarına doğrudan zam yapılması, piyasanın maliyet artışlarını dengeleyemediğini göstermektedir. Haziran ayında yapılması beklenmeyen bu zam, elektrik enerjinin temel girdisi olması nedeniyle; yalnızca faturalara yansımayacaktır, aynı zamanda iğneden ipliğe tüm mal ve hizmetlerin bir kez daha zamlanmasına neden olacaktır. Aynı gün elektrik üretiminde kullanılan doğalgaza yüzde 16 daha zam yapılması önümüzdeki aylarda elektrik maliyetlerindeki artışın devam edeceğini göstermektedir.

Enerjideki yönetim krizi, kalıcı bir hiperenflasyon dönemini tetikleme seviyesinde bir riske dönüşmek üzeredir. Gelinen noktada tablo çok açıktır. Yıllar içinde kamu tekeli parçalanıp özel tekeller yaratılırken, alan birkaç özel sermaye grubunun kısa vadeli kar realizasyonu hırsına teslim edilmiştir. Toplum yararını dikkate almayan, kamusal planlamayı, denetimi ve kamusal üretimi reddeden, kamu kaynaklarını özel şirketlere aktarmaya ve belirli sermaye gruplarının çıkarlarını azamileştirmeye yönelen enerji politika ve uygulamalarının sonucu ortadadır. Enerji fiyatları tüm toplum için sürdürülemez oranda artmış,  enerji yoksulluğu ve yoksunluğu hızla öncelikli bir gündem haline gelmiştir. Yoksul halk en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz haldedir ve daha da vahimi yaşanan enerji krizi yakın vadede gıda başta olmak üzere tüm alanlara yayılmak üzeredir. 

Özetle, yaşanan 40 yıllık özelleştirme ve piyasalaştırma uygulamaları enerji alanını yönetilemez hale getirmiştir. Sorunları aşmak, krizden mümkün olan en çabuk şekilde ve en az hasarla çıkabilmek için yurttaşların ve toplumun vazgeçilmez gereksinimlerinin karşılanmasında toplumsal yarar esaslarını temel alan demokratik bir planlama ve toplumsal kalkınma perspektifi ile kamucu, toplumcu bir programın uygulanması zorunludur.

Bu çerçevede tüm özelleştirmeler durdurulmalı, kamunun bu alana yatırım yapmasını engelleyen yasal veya fiili engeller ortadan kaldırılmalı, gerek elektrik gerekse petrol ve doğalgaz alanlarında dikey entegre bir kamu tekeli tekrar kurularak, kamu mülkiyetindeki bu kuruluşların çalışanlarının yönetim ve denetimde söz ve karar sahibi olduğu, liyakati esas alan nitelikli yönetimlere sahip olmaları sağlanmalıdır. Aynı şekilde enerjinin bir insan hakkı olduğu gerekçesiyle tüm hanelere yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak kadar su, elektrik ve doğalgaz ücretsiz temin edilmelidir.