Yüzyıllar önce Mevlana gibi bir alim “İnsani gördüklerinden ibaret sayma, göremediklerinde ara..” demiş ve genelde insanların çok yüzlülüğünden bahsetmişse,  asırlardır insanlık konusunda değişen hiç bir şey yok demek ki...

Dünyanın neresine baksak, hangi ülkeye, hangi yöreye gitsek, hangi oyunu izlesek sonuç aşağı yukarı hep aynı.
Adaletsizlikler, işkenceler, öldürülen insanlar, siyasi çekişmeler, komplo teorileri, ekonomik yarış, başkalarından daha üstün olma kavgaları...

Bir de çoğu zaman farkına bile varamadığımız moral saldırıları...

Ve bu son bahsettiğim cümle de özellikle gelişmiş ülkeler için daha çok geçerlidir.    

Aşırı tüketim ve rahatlık çoğu insanın gözünü kör etmiştir.
Ve oralarda insanlar başkalarına tahammül edemediklerinden dolayı genelde yalnızlığı tercih ederler.

İnsanlar birbirlerine gelip gitseler, dost gibi görünseler de kendilerinden daha güzel yaşantıda olanları moral olarak yıkmaya çalışırlar.
Aslında asıl sorun başkalarının daha iyi bir yaşantıya sahip olmaları da değildir.
Kıskançlık ve ego sorunları yüzünden onlar kendilerini unutup başkalarının hayatlarına imrenirler hep.

Başkalarının yediği yemekten tutun, giyimleri, kuşamları, tatilleri, evleri ya da arabalarını konuşurlar.
Hep başkalarının hatalarını sayarlar.
Tabii, kendileri her konuda dört dörtlüktürler ya..

Oysa örneğin bir araya geldiklerinde tasavvufi, siyasi, ya da bilimsel konulara girelim demezler.

Ha, tasavvuf ya da siyasi konulara girseler bile kendilerinden başkalarının, herkesin  hep yanlış yolda olduklarından bahsederler.

Bir tek kendileri doğru yoldadır.

Bu arada da herkesi ayni kefeye de koymamak gerek tabii.

Oysa empati kurmak bu kadar mi zor?  

İnsanların aileleri, yaşadıkları toplum, aldıkları eğitim, zeka seviyeleri, inandıkları ya da inandırıldıkları şeyler nelerdir hiç mi düşünmezler?

Her görüşten, her inançtan, her kültürden öylesine güzel insanlar vardır ki..

Hem de takdir edilesi, elleri öpülesi insanlar...

Hiç kimse bir başkası gibi düşünmek bir başkası gibi yaşamak zorunda değildir.

Hani her zaman deriz ya, nerede o eski dostluklar, o eski dostlar..
Aslında değişen o dostlar değil, yaşam şartlarıdır.

Dostluklar çıkarlar doğrultusundadır, çıkarlar bittiği an çıkar dostlukları da biter.

Hala güzel dostlar yok demek de yanlış olur tabii.

Komşu komşunun külüne muhtaçken bu gün küllerin yok olması dostlukları bitirmiş olsa gerek..

Benim sadik yârim kara topraktır diyen Aşık Veysel’i saygıyla anmadan geçemiyorum.

 

Dost dost diye nice nicesine sarıldım,

Benim sadık yârim kara topraktır.

Beyhude dolandım (ey yar) boşa yoruldum,

Benim sadık yârim kara topraktır, kara topraktır.

 

Birgul KAPAKLIKAYA
25-12-2013