Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle gazetecilerin Emniyet binalarına girişinin yasaklanması nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda eylem yapan gazeteciler, kalemlerini İl Emniyet müdürlükleri önüne bıraktı.

 Türkiye Gazeteciler Federasyonu öncülüğünde yapılan Eskişehirli basın emekçileri de  Emniyet Müdürlüğü’nün önünde basın açıklaması yapılarak, kalem bırakma eylemi gerçekleştirildi.

Ülkemizde gazetecilere yönelik, baskın, sürgün, işten çıkarılma, cezaevlerine konulma, gözaltılar, toplumsal eylemler sırasında dayak yemek gibi  işler adeta olağan işler haline geldi. Yıllardır bu tür haberleri okuduk, gördük ve yaşadık.

Biliyorsunuz, demokrasi, insan hakları, barışı ve emeği savunan gazeteciler de öldürüldü bu ülkede.

Aslında bu konuda daha önce de yazılar yazdım.

Basın emekçileri hiçbir zaman susmayacak ve susturulmayacaktır.

Ben size Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin  genel yönetim Kurulu’nun açıklamasını sizlere sunuyorum.

“Düne kadar AB'ye uyum gerekçe gösterilerek sözcülük kurumunu yaşama geçiren, her kentte emniyet ve savcılıkların basın sözcüsü olması gibi uygulamaları tartışan İçişleri Bakanlığı, şaşırtıcı olmayan biçimde, tam da yolsuzluk soruşturması sürerken sansürü seçti.

Kararı verenin soruşturmada ismi geçen bakan olmasının garipliği bir yana, artık sansürü gizlemeye bile gerek görmeyenlere önemli bir anımsatmada bulunmak istiyoruz:

Ucu sadece size, üstelik insan hakları mücadelesi gibi bir konu nedeniyle değil, yolsuzluk soruşturmasından dolayı dokunduğunda varlığını itiraf ettiğiniz "paralel devleti" yazanlar gazetecilerdi.

İnsanların yatak odalarına kadar giren kameraları, en mahrem konuşmaları dinleyen kocakulağı, her yerden fırlayan gizli tanıkları, Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı yargılamaları, kanıtsız dosyalarla yüzlerce kişinin cezaevinde tutulduklarını dün de gazeteciler yazdı, bugün de onlar yazıyor.

En çok eleştirildiğini dönemde bile basın emekçileri, mutlaka o hak ihlallerinin bir yerinden tuttu ve hak mücadelesinin tarafı oldu.

Basın emekçilerinin hak mücadelesi bir gün size de lazım olur.

Gazeteciler yolsuzlukları da insanların hayatına pervasızca yapılan saldırıları da yazmaya devam edecek.

Tutuklandıklarında, dövüldüklerinde, işsiz bırakıldıklarında yazmaya devam ettikleri gibi kapılar yüzlerine kapandığında da yazmayı sürdürecekler.

Gazetecilik, yolsuzluğun ya da paralel devletin safında olmayı reddederek, halkın yanında olmayı gerektiriyor. Umarız o pusula, size de doğru yolu gösterir.

Gazetecileri susturamayacaksınız, gazeteciler susmayacak.”