Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Üyesi ve Sosyalistler, Yeşiller ve İlerici Demokratlar Grubu Başkan Yardımcısı Zana Gümüş, gerçekleştirilecek Avrupa Konseyi İzleme Komitesi toplantısı için bulunduğu Oslo’da değerlendirmelerde bulundu.
Son dönemde dünyada yaşanan jeopolitik dönüşümlerin yalnızca ekonomik ve siyasi dengeleri değil, yönetim modellerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdiğini belirten Gümüş, demokratik sistemlerin geleceğinin uluslararası gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edeceğini ifade etti.
Gümüş, dünyada güç merkezinin Atlantik’ten Pasifik’e doğru kaydığı yeni bir döneme girildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Dünyada güç merkezinin Atlantik’ten Pasifik’e doğru kaydığı yeni bir döneme giriyoruz. Bu süreçte yalnızca ekonomik ve jeopolitik dengeler değil, demokrasi de dahil olmak üzere farklı yönetim modelleri yeniden tartışılmaya başlanacaktır. Elbette demokratik ülkeler de uluslararası rekabetin gereklilikleri doğrultusunda demokratik olmayan yönetimlerle çeşitli alanlarda iş birliği ve ittifak ilişkileri geliştirebilmektedir.”
“Türkiye’nin Gücü Milletin Devlete Duyduğu Güvenden Geçer”
Uluslararası sistemde yaşanan dönüşümlerin ülkelerin iç meşruiyetini daha da önemli hale getirdiğini vurgulayan Gümüş, bir ülkenin gerçek gücünün yalnızca ekonomik veya askeri kapasitesiyle ölçülemeyeceğini söyledi.
“Bugün gözden kaçırılmaması gereken temel gerçek şudur: Bir ülkenin gerçek gücü yalnızca ekonomik kapasitesinden veya askeri imkanlarından değil, kendi vatandaşlarının devletine duyduğu güvenden ve kurumlarının meşruiyetinden beslenir. Güçlü devlet olmanın yolu, güçlü ve güven veren kurumlardan geçer.”
“Millet İradesi ve Demokratik Meşruiyet Türkiye’nin En Büyük Gücüdür”
Türkiye’nin uluslararası alandaki konumunun demokratik standartlarla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Gümüş, son dönemde yaşanan siyasi tartışmaların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Türkiye’nin çıkarlarını, egemenliğini ve uluslararası saygınlığını güçlendirecek olan şey; millet iradesine duyulan saygının tartışma konusu olmadığı, ifade özgürlüğünün güvence altında bulunduğu, vatandaşların tercih ettikleri yaşam biçimlerini özgürce sürdürebildiği ve siyasi partilerin yönetimlerinin kendi üyeleri ve seçmenleri tarafından belirlenmeye devam ettiği bir demokratik düzendir.”
“Güçlü devlet ile güçlü demokrasi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Türkiye, millet iradesine güvenen, kurumlarına sahip çıkan ve demokratik meşruiyetini koruyan ölçüde hem içeride daha güçlü hem de dışarıda daha saygın ve etkili bir ülke olacaktır.”
Avrupa Konseyi bünyesinde son dönemde üstlendiği görevlerle dikkat çeken Gümüş, İzleme Komitesi’nin en aktif üyelerinden biri olarak Finlandiya, Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya ve İzlanda’da gerçekleştirilen seçim gözlem misyonlarında görev aldı.
Son olarak Avrupa Konseyi tarafından Portekiz Raportörü olarak görevlendirilen Gümüş, Portekiz’de gerçekleştirilen iki ayrı izleme ziyaretinde hükümet temsilcileri, milletvekilleri, yerel yöneticiler ve yüksek yargı organlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.
İzlanda Yerel Seçimleri için görevlendirilen Avrupa Konseyi heyetinde Delegasyon Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenen Gümüş, Oslo’da gerçekleştirilen İzleme Komitesi toplantısında Avrupa’da yerel demokrasi, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunacak.




