banner639
banner1451

Eskişehir üvey evlat olarak kaldı

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu, Manşet Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Kabukçuoğlu, “Şu bir gerçek; Eskişehir ne yazık ki, iktidar partisi vekillerinin şehrimiz için gösteremedikleri güçlü siyasi irade ve bizim önerilerimize kulak tıkamaları yüzünden üvey evlat olarak kalmıştır” dedi.

Eskişehir üvey evlat olarak kaldı

Haber Kaynağı Manşet Gazetesi

Söyleşi: Şenay Yıldırım 

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu, Manşet Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Kabukçuoğlu, “Şu bir gerçek; Eskişehir ne yazık ki, iktidar partisi vekillerinin şehrimiz için gösteremedikleri güçlü siyasi irade ve bizim önerilerimize kulak tıkamaları yüzünden üvey evlat olarak kalmıştır” dedi.

TBMM’de sık sık soru önergeleri veriyorsunuz, Eskişehir’in en önemli 3 sorunu nedir sizce çözüm önerileri ile birlikte açıklar mısınız?
Biliyorsunuz ki bizler 83 milyonu temsilen mecliste bulunuyoruz. Genel kurul faaliyetlerinin olmadığı günlerde Eskişehirimizde faaliyetler yürütüyoruz. İlçelerimizi, mahallelerimizi geziyor, STK’larla, meslek odalarıyla bir araya geliyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin refahını yükseltecek önerilerini meclis çalışmalarımıza taşıyoruz. Şu bir gerçek; Eskişehir ne yazık ki, iktidar partisi vekillerinin şehrimiz için gösteremedikleri
güçlü siyasi irade ve bizim önerilerimize kulak tıkamaları yüzünden üvey evlat olarak kalmıştır. Yıllardır her seçim döneminde iktidar tarafından verilen sözler yerine getirilmemiş ve bir sonraki seçimde de vaat olarak vatandaşlarımıza sunulmuştur. Örneğin şehrimizin ulaşımını oldukça rahatlatacak Kuzey ve Güney Çevre Yolu Projesi’ne bakalım. Sözde 2007 yılında başlattıklarını duyurdular. Aradan 17 yıl geçti 52 kilometrelik yolun 1 kilometresi için bile asfalt dökülmedi. Buna karşılık Eskişehirimizin artık ana caddesi haline dönüşmüş mevcut çevre yolunun araç trafiği 2007 yılından bu yana katlanarak arttı. Günlük araç yükü 29 binden 70 bine çıktı. Reva mıdır bu? Her gün trafik kilitleniyor. İktidar, Eskişehirlilerin ne güvenliğini ne de yolda geçirdiği saatlerce zamanı önemsiyor. İlçe yollarımızın durumu ortada. Vatandaşlarımız Eskişehir-Alpu-Mihalıççık ve Eskişehir-Sarıcakaya yollarını ölüm yolları olarak adlandırıyor, Bir de Eskişehir-Seyitgazi- Afyon Yolu var. İktidarın can güvenliğini sağlamak olan en temel sorumluluğu Afyon
il sınırlarında Gazlıgöl’e kadar devam ederken, Eskişehir sınırına dayandığımızda, Seyitgazi ilçemizin Gökbahçe mahallesinde son buluyor.
Oradan sonra vatandaşlar tek şeritli, virajlı bir yola mecbur bırakılıyor. Vatandaşlarımız “Yeter artık bu yollarda ölmek istemiyoruz” diye feryat ederken, hükümetin keyfi gelip, 2-3 kilometre yol yapacak diye beklenmektedir.
YETER Kİ İKTİDAR FIRSAT VERSİN!
Bakınız bir başka konu Hasan Polatkan Havaalanı’nın da iç hat uçuşlarının durdurulması. Kütahya’daki Zafer Havalimanı’nı yapan şirket daha fazla rant elde etsin diye, Eskişehirlilerin hava ulaşım hakkını elinden aldılar, hava alanını atıl hale getirdiler. Eskişehir, Anadolu’nun batıya açılan kapısıdır. Lojistik ve taşımacılık alanında bir takım iyileştirmelerin yapılması zaruridir. Eskişehir'in okullarında şehrimizden demir yollarının kavşak noktası olarak bahsedilir. Şehrimizde bulunan Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi (TÜLOMSAŞ) demir yolu imalatında önemli bir fabrikadır. Şehrimizde atıl durumda bırakılan Hasanbey
Lojistik Merkezi var. Yanı başımızda Gemlik Limanı olmasına rağmen, bu limana demiryolu şehri olan Eskişehir’den yükler hâlâ karayoluyla taşınmaktadır. Balkanlardan Avrupa'ya kadar kıtanın tek test merkezi olan, Ulusal Raylı Sistemler Araştırma ve Test Merkezi bir türlü hizmete sokulmamaktadır. Yani şunu demek istiyorum Şehrimizdeki Raylı Sistemler Kümelenmesi Yüksek Hızlı Treni üretecek, test edecek
güce sahiptir, yeter ki iktidar partisi Eskişehirimize sahip olduğu değere göre davransın, bu şehre fırsat versin. Verdiğiniz soru önergeleri sonrası çözülen bir sorun oldu mu? İktidar tarafı dikkate aldı mı?
Genelde verdiğimiz soru önergeleri, otomatiğe bağlanmış kalıp cevaplara konu oluyor. Hazine ve Maliye Bakanına soru soruyoruz, o bize bir dijital link gönderiyor, ancak sorduğumuz sorunun bağlamından kopuk, cevabı karşılamıyor. Ancak bizler, milletin isteklerini iletiyoruz, bunları bir yere kadar görmezden gelebiliyorlar. Örneğin Eskişehirimizin 60 bin nüfusuyla en büyük mahallesi olan Emek Mahallesi'nde
öğrencilerimizin eğitim ve öğretim görebileceği bir lise bulunmadığını meclis gündemine taşıdık ve Milli Eğitim Bakanlığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nü harekete geçirdik. İl müdürlüğü çalışmalarına başlayacağını duyurdu. Biz konunun takipçisi olacağız. Bir sorumluluk da Emek Mahallesi sakinlerinindir, kendilerini 18 yıldır okulsuz bırakan iktidardan, seçimlerde bunun hesabını sormalıdırlar.

Bir doktor gözüyle, salgın süreci ülke genelinde nasıl yönetiliyor, sizce hükümet iyi bir sınav verdi mi?


İnsanlık binlerce yıldır salgın hastalıklara maruz kalmıştır. Mikropların olduğu bir dünyada salgın hastalıklar olacaktır. Ülkelerde sağlık otoriteleri (ABD, Güney Kore, Almanya, İsveç…) olası senaryolar için hazırlık yapmaktadırlar. Bizde bu yapılmadı. Burada şansımız Çin hastalığı ilan ettikten 2.5-3 ay kadar sonra ülkemizde hastalık ortaya çıktı, bu sürede birtakım düzenlemeler yaptık. Sağlık ordumuzun çok yetkin olduğu kesin. Kamyondaki eksiklikleri sağlık çalışanları usta bir şoförün maharetiyle telafi ettiler. Devletin hastalık rakamlarını değiştirdiğiyle ilgili ciddi kuşkular var. Bilim Kurulu’nun kararlarına zaman zaman Cumhurbaşkanı uymadı, taleplerini yerine getirmedi. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi Salgının başından beri hükümeti defalarca uyardık, önerilerde bulunduk. Milletimizin sesi olduk, yanlış icraatlara eleştiriler getirdik. Kimisi yarım uygulandı, kimisi geç uygulandı, kimisi hiç uygulanmadı. Örneğin hayatları pahasına mücadele eden sağlık çalışanlarımıza prim ödenmesi talebi de iktidar tarafından
kabul gördü. Özetleyecek olursak, sürecin tamamına baktığımızda; virüsle savaşta sağlık çalışanlarımız ve vatandaşlarımız büyük bir başarı gösterirken, kriz yönetimi, önleyici tedbirler ve ekonomik desteklerden
sorumlu olan, siyasi irade sınıfta kaldı.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sosyal medyaları düzenleme (kısıtlama) konusundaki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Muhalefetin sesini duyurabileceği medya alanı, son yıllarda AK Parti’nin sürekli kendi sesinin yankısını duyma isteğiyle giderek daraltılmıştır. Televizyonlarda, gazetelerde demokrasi gereği karşıt fikirlere saygı duymak yerine, bu fikirlere tahammül edemeyen iktidar, şimdi de sosyal medya üzerinden bir fırtına kopartmaktadır. Ancak burada şöyle bir iki yüzlülük var. Ucu kendilerine dokunan her şeye, kendinde
anında müdahale etme gücü bulan iktidar, ucu bizlere dokunduğunda, yapılan kötülük aynı olsa dahi, görmedim-duymadım-bilmiyorum tavrıyla hareket etmektedir. Partimiz geçtiğimiz hafta sosyal medyada “Bir bebeğin dünyaya gelmesi” üzerine kullanılan insanlık onurundan, haysiyetinden yoksun ifadeleri lanetlemiş, kınamıştır. O twitleri atan şahısların gözaltına alınmasını, iyi bir haber olarak karşılamıştır.
Ancak geçmişte Sayın Meral Akşener’in torununa hakaret edenlere aynı hassasiyet gösterilmemiştir. Partimiz, sosyal medya platformlarının ülkemiz kanunları karşısında sorumlu olması için yapılacak  üzenlemelere karşı değildir. Ancak bu yasaklarla, özgürlükleri kısıtlayarak halledilecek bir mesele de değildir. Meclis gerekli yasaları çıkarıp, caydırıcı önlemler alarak, sosyal medya platformlarında da milletimizin hakkını hukukunu güvence altına alabilir. Lakin iktidar önce aynayı kendisine tutmalıdır. Geçtiğimiz hafta Twitter, AK Parti ile bağlantılı olduğunu iddia ettiği 7000’den fazla hesabı kapattı. Bunu tartışamadık. Çünkü iktidar suni bir gündem yaratıp, Sosyal Medya Yasaklarının tartışılmasını istedi.

İktidarın Eskişehir yatırımları yeterli mi, son olarak yapılan Millet Bahçesi’ni nasıl buluyorsunuz?


Az evvel Eskişehirimizin yıllardır çözülemeyen, sürekli sözde kalan ve ne yazık ki kemikleşmiş sorunlarından bahsettik. Eğer Eskişehir’e yapılan yatırımlar yeterli olmuş olsaydı. Bugün başka şeyler konuşuyor olurduk. İktidar şehrimize 3’üncü üniversite sözü verdi. Sözünü Anadolu Üniversitesini ikiye ayırarak tuttu. Çok yakın bir zamandan örnek vermek isterim. Bir önceki Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Sayın
Cahit Turan 29 Ocak 2020’de Eskişehir’e gelip “Yüksek Hızlı Treni TÜLOMSAŞ yapacak sözünü verdi. Bakan değişti, söz unutuldu. Yerli Hızlı Tren üretimi Sakarya’ya verildi. Ülkemiz için yerli hızlı trenimizi üretmek bir gururdur tabi ki. Ama bu yatırım sözünün Eskişehir’e verilip tutulmaması hemşerilerimizde bir kırgınlık yaratmıştır. Eskişehir merkezinde 28 okul ikili eğitim vermeye devam etmekteyken, yatırımları
yeterli bulabilir miyiz? Yıllardır yatırım programına alınmayan ilçe yollarımız varken, yatırımlar yeterlidir diyebilir miyiz? İktidarın Eskişehirimize olan ilgisi, sadece seçim dönemindedir.
Sandıklar kurulup kalktıktan sonra o ilgi bitmektedir. Millet Bahçesi’ne geldiğimizde ilk olarak şunu söylemek gerekir. İktidar, diğer projelerinde alışkanlık haline getirdiği pazarlık usulünü burada da devreye sokmuştur. Ve yaklaşık 50 milyonluk bir maliyeti olan bu proje Eskişehir’in firmalarından kaçırılmıştır. Bu yönüyle kabul edilemez. Projede Eskişehirspor’un, Atatürk Stadyumu’nun anısı yaşatacak herhangi bir şey
düşünülmediğini görmüştük. Eğer park bittiğinde Eskişehirsporumuzun Atatürk Stadyumundaki hatıralarından bir şeyler içermezse bir yanıyla eksik kalacaktır. Parkla ilgili bir diğer konu yeşilin yerine betonlaşmanın tercih edileceği kaygısıydı. Yine aynı şekilde millet bahçesindeki çalışmalar bitip, Eskişehirlilerin hizmetine açıldığında bunu göreceğiz. Tüm bunların yanında Atatürk Stadyumu’nun alışveriş merkezi veya konut projesi yerine park olarak hemşerilerimize hizmet etmesi yerinde olmuştur.


İYİ Parti’nin iktidarında Eskişehir’e ilk olarak neler yapılacak?


Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki İYİ Parti iktidarında Eskişehir’e yerine getirilmeyecek projeler için söz verilmeyecektir. Bir kere şehrimizin ulaşımını rahatlatmak için Kuzey ve Güney Çevre Yolu yatırım programına alınıp, derhal yapımına başlanacaktır. Biliyorsunuz Eskişehirimizin şebeke ve tarımsal suyu Porsuk Barajı’ndan karşılanıyor. Porsuk Çayı’nın artık sadece tarımsal amaçlı kullanılıp, Eskişehir halkımızın da çeşmesinden su içebileceği temizlikte yeni temiz su kaynaklarıyla buluşturulması gerekmektedir. Kaynağımız var. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı Ilıca baraj suyunun ve Çifteler’den Sakarya Nehri’ne, bir
an önce gerekli yatırımların DSİ tarafından yapılarak şehre ulaştırılması gerekiyor. Bunu sağlayacağız.
Malumunuz şehrimizin yıllardır çözülemeyen bir açık kanal sorunu var. Hem tarımımız hem de şehrimizin su potansiyeli için “Kapalı Kanal Sistemi” önem arz etmekte. Şöyle düşünelim; kanal bağlamında şu anda şehrimizde sulama yapılabilecek arazi toplamı 16 bin 600 hektar.
Sulanan arazi ise; 13 bin hektar. Sulama yöntemlerinden damlama ve yağmurlama yöntemini teşvik ettiğimizde ve kapalı kanal sistemine geçtiğimizde 3 bin 600 hektarlık alan ekilebilir potansiyel kazanacaktır. “Kapalı Kanal Sistemi” su kaybını azaltacaktır. Bu durum tarım için daha fazla suyu getirecektir. Bursa Karacabey Mevkiinde ekilen ürünler gibi tarım sanayisine hammadde olan ürünler Alpu Ovamızda ekilmeye başlanacaktır. Ayrıca bu açık kanal şehrimizin çeşitli mahallelerinden geçiyor, 36 kilometre uzunluğu var. Geçtiğimiz hafta bir çocuğumuzun ne yazık ki bu kanalda cansız bedeni bulundu. Bu tür boğulma olayları
yaşanmamalıdır. İYİ Parti iktidarında Eskişehir için önceliklerimizden biri Kapalı Kanal Sistemi’ni hayata geçirmek olacaktır. Şehrimizin bir başka ihtiyacı olan şey ise; ilçelerimiz için mezbahadır. Eskişehirimizin toplam hayvan varlığı 1.5 milyona yaklaşmıştır. Örneğin Sivrihisar ilçemizin hayvan mevcudu 400 bin civarındadır. Ancak hayvanlarını Polatlı’ya götürmek durumda kalıyorlar. Çünkü bu ilçemizde ne bir hayvan pazarı ne de bir mezbaha bulunmaktadır. İşte İYİ Parti iktidara geldiğinde Eskişehirimize kazandıracağı yatırımlardan biri bu olacaktır. Raylı Sistemler taşımacılığı ve lojistik desteği verilecek, var olan potansiyeli sonuna kadar kullanılacaktır. Limanlara bu kadar yakın olan demiryolu şehrinin, bu limanlara demiryolu ile  bağlantısının olmaması büyük bir eksikliktir.
İYİ Parti iktidarında üniversite şehri olarak anılan Eskişehirimiz bilimin merkezi haline gelecektir. Üniversitelerimizin bu dönüşüme öncülük etmesi için her türlü destek verilecektir. Eğitimden konu açılmışken şunu da eklemem gerekir. Şehrimizde ikili eğitim veren okul, iktidarımızda kalmayacaktır. Bütün okullarımız tekli eğitim verecektir. 2018-2019 döneminde Eskişehir’de 28 okul ikili eğitim vermekteydi. Güzel sanatlar, Sosyal bilimler ve fen liselerinin eğitimlerini güçlendireceğiz. Eskişehir’e iktidarımızda kazandıracağımız bir başka yenilik ise, şehrimizi bir sağlık merkezi haline getirmek olacaktır. Psikiyatri hastanesi, onkoloji
hastanesi, Geriatri hastaneleriyle sağlıkta, aynı zamanda sağlık turizminde şehrimizi ön plana çıkaracağız.

İYİ Parti’nin yereldeki çalışmaları nasıl gidiyor, siz milletvekili olarak parti örgütü ile birlikte hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?
Şehrimizin şiddetle karşı çıktığı, tarımımızı, havamızı ve sularımızı olumsuz etkileyecek Alpu Ovamıza Termik Santrali projesi için il teşkilatımız anlamlı bir çalışma yürüttü, farkındalık sergisi tertipledi. Şehrimizin önemli noktalarında, termik santralin yaşatacağı olumsuzlukları fotoğraflarla hemşerilerimizin dikkatine sunduk. Yine aynı şekilde orman yangınlarına dikkat çekmek adına “ İYİ Nefes için Ormanına Sahip Çık” sloganıyla bir organizasyon düzenledik. Sarıcakaya ilçemizin Mayıslar Mahallesi Yumurtasuyu Mevkii’nde, parti üyelerimizle piknikçilerin bıraktığı çöp sorununa dikkat çekmek için doğada bulunan çöpleri topladık.
İnsan kaynaklı orman yangınları ve kirliliğin önlenebilir olduğunu ve bunun için hareket geçilmesi gerektiğini vurguladık. Parti yönetimimizle birlikte STK’lara ziyaretlerde bulunuyoruz, yaşadıkları sorunları il başkanlığımız yapmış olduğu basın açıklamalarıyla, ben de meclisteki çeşitli çalışmalarımla gündeme getiriyorum. Örneğin Kaymaz Altın ve Gümüş Madeni’nde planlanan 2. Maden Atık Depolama Tesisi, bölgede yaşayan vatandaşlarımızda endişe uyandırmıştır. Bu tesisin bölge insanının sağlığına, tarıma, hayvancılığa, yaban hayata olası zararlarına dikkat çekmek ve vatandaşlarımızın endişesini duyurmak için İl  eşkilatımız bölgede çeşitli faaliyetler düzenledi, vatandaşlarımızı dinledik ve ardından bu konuyu mecliste bir basın açıklaması yaparak gündeme taşıdım. İYİ Parti Eskişehir teşkilatı olarak her platformda sıkıntısı olan vatandaşlarımızın sesi olmaya gayret gösteriyoruz.

Eskişehir’de uzun zamandır devam eden bir CHP yönetimi var, sizce İYİ Parti belediye seçimlerini nasıl kazanır?

Biz genç bir partiyiz, ancak parti içerisinde devlet yönetiminde tecrübe edinmiş, Türk siyasetine yıllarca emek vermiş başta Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener olmak üzere birçok devlet adamı ve politikacı var. Tecrübeye sırtını dayamış genç bir parti diyebiliriz bu yüzden. Yerel Seçimlere bildiğiniz üzere Millet İttifakı çatısı altında girdik. Ancak bir noktada yerelde partimizi hemşerilerimizle buluşturmamız gerekiyordu. O yüzden de Odunpazarı Belediyesi için başkan adayımız oldu. Gençlerden oluşturduğumuz bir ekip ve tüm İYİLER kapı kapı dolaştı, sıkmadık el bırakmadık. Böylece yerelde partimizin bilinirliği arttı. Projelerimizi anlattık. 5 banliyo hattı ile (Bozüyük-Şehir Hastanesi, Kütahya-Şehir Hastanesi, Polatlı- Eskişehir, Şehir Hastanesi ve OSB ile entegre Kuzey ve Güney Demiryolu Hattı) ulaşım ağını genişleteceğimizi, Sokak pazar yerlerini Avrupa standartlarında, içerisinde soğuk hava depoları, kapalı otoparkları, tuvaletleri, kullanışlı tezgahları olan kapalı pazarlara dönüştüreceğiz. Köylerimizde istihdam yaratacağımızı, Sebze olan yerlerde salça-turşu fabrikaları; meyve olan yerlerde meyve suyu marmelat-reçel fabrikaları kuracağımızı ve hayvancılığın olduğu yerlerde et-süt ürünleri, tabakhane tesisleri kuracağımızı böylelikle, köylerimizin kaçılan, göçülen yerler yerine heyecanla koşulan yerler olacağını söyledik. Trafik problemini çözeceğimiz, şehrimizi baştanbaşa bisiklet yolları ile öreceğimizi dile getirdik. İYİ Parti Belediyeciliğinin yükseleceği sacayakları gösterdik. Vatandaşlarımıza ulaşmakta daha fazla etkin olabilirdik. Genel ve yerel siyaset birbirini besler. Yukarıda da söylediğim gibi genç bir partiyiz. İcraatlarımız, düşüncelerimiz ve siyasi çalışmalarımızla halkımıza dokundukça hem yerelde hem genelde başarı çıtamızı yükselteceğiz.

TÜLOMSAŞ’ın TÜRASAŞ’a bağlanması şehirde pek çok eleştiriye neden olmuştu, sizin bu konudaki tavrınız nedir?
3 demiryolu fabrikasının TÜRASAŞ adı altında toplandığını görüyoruz. Modern işletmecilik açısındna, her fabrikanın kuvvetli yanları dikkate alınırsa, mevcut durumda daha da etkin hale  gelmesi beklenir. Ancak AK Parti iktidarının şimdiye kadar icraatı bu ümidi beslememektedir. Benim adamım benim müteahhidim, benim kazancım ve benim rantım düşüncesi ümitleri baltalamaktadır. Cumhuriyet tarihini birikimleri
bugüne kadar özelleştirilirken bu düşünce hakim olmuş, devletimizin iktisadi teşekkülleri, ürettikleri alanda potansiyel ihracat pazarlarını ele geçirmek ya da değişen teknolojik şartlara uyum sağlamak için değil, bütçe dışında yeni bir kaynak oluşturmak için elden çıkarılması gereken metalar olarak görülmüştür. Şimdi bu endişe TÜLOMSAŞ için de duyulmaktadır.

Salgın döneminde hükümet üretim, tarım ve hayvancılık konularına daha çok ağırlık verileceğini açıklıyor, sizce hükümet bu konuda samimi mi?

Türkiye yerli kaynaklarla kendine yetebilen bir ülke olabilir mi? Çin’de başlayıp kısa sürede 180 ülkeye yayılan
yeni tip Koronavirüs salgını ile tarımın, gıda güvenliğinin stratejik bir sektör olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Ülkemizin iklim koşulları, bitki gen kaynakları ve tarımsal üretim kültürü dikkate alındığında ithalat yerine yerli ve milli üretim desteklenmesi önem arz etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanının 3. Tarım ve Orman Şuarası’nda hayvan ithalatını durdurduk demesine rağmen, Sayın Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli her fırsatta Türkiye’nin tarımda kendi kendine yetebildiğini söylemesine rağmen, gerçek bu değildir.
Bakınız bu yılın ilk 5 ayında 5.1 milyon ton buğday, 507 bin ton arpa, 252 bin ton soya, 128 bin ton pirinç ithal ettik. Yine hayvan ithalatına bakalım. 2010 yılından 2019 Eylül ayına kadar tam olarak 4 milyon 875 bin 866 büyükbaş ve 2 milyon 980 bin 247 küçükbaş olmak üzere toplam 7 milyon 856 bin 113 baş canlı hayvan ithalatı yapıldığını görüyoruz. Hükümet, bu ithalatlara 8 milyar 290 milyon dolar ödemiştir. Pandemi döneminde de bu ithalat politikasına devam edilmiş ve 10 bin baş hayvan Brezilya’dan ithal edilmiştir. Bunla birlikte basında, yabancı plakalı birçok tırla Macaristan’dan geçtiğimiz aylarda sayısını öğrenemediğimiz binlerce canlı hayvan ithali gerçekleşti haberleri yer almıştır. Ben sizlerle bu verileri paylaşıyorum. Hükümetin neye ağırlık verdiği ortadadır, üretim yerine ithalat, Türk çiftçisinin yerine, yabancı çiftçileri zengin
etmek. Şimdi ben size soruyorum. Hükümet sizce Türk tarımı ve hayvancılığını geliştirmek için söylemlerinde samimi midir? Türkiye elbette yerli kaynaklarla kendine yetebilen bir ülke olabilir. Bakınız Genel Başkanımız her fırsatta dile getiriyor. Türkiye, Avrupa’nın en geniş tarım alanına sahip ülkesi. Oysa tarım ihracatımız sadece 17 milyar dolar. Türkiye’nin onda biri bile toprağa sahip olmayan Hollanda,
100 milyar dolar tarım ihracatı yapıyor. Hollanda tarımına baktığınızda, arkasında üniversiteleri ve dev araştırma enstitülerini görürsünüz. Dünyanın en büyük tarım enstitülerinden biri olan, Wageningen Araştırma Merkezi’nde, 6500 kişi çalışıyor. Henüz Türkiye’de bir tez bile yazılmamış konularda, 12.000 öğrenci eğitim alıyor. İYİ Parti iktidarında, biz de kuracağız, biz de yapacağız. Tarımı kâr garantili bir iş kolu haline
getireceğiz. Türkiye’nin tarım envanterini çıkartacak ve uzun vadeli bir plan çerçevesinde tarımı geliştireceğiz. Üretici kooperatiflerini, artan bir şekilde tedarik zincirine dâhil ederek, hem küçük çiftçiyi koruyacağız, hem de gıda fiyatlarını ucuzlatacağız. Tarıma yatırım yaparak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltacağız. Yeni nesil tarım girişimcileriyle, güçlü aile işletmeleri kuracağız.

Son olarak, siz bir gazeteci olsaydınız İYİ partiyi hangi konuda eleştirirdiniz?

Bu soruya milletin gözünden ve dilinden cevap vermek isterim. Ülke bu kadar darboğazdayken, kaynaklar hiç olmadığı kadar israf edilip, halkın talepleri, sıkıntıları ve sorunları bu kadar görmezden gelinirken “Niye hemen İktidar olamıyorsunuz, ülkenin geleceğini tayin etmek için neden hemen iktidara gelemiyorsunuz” derdim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner877