Bazı insanlar vardır; bir şehre yatırım yapmazlar ama o şehrin geleceğine yatırım yaparlar. Fabrika kurmazlar ama fabrikaların ufkunu genişletirler. İşte Eskişehir sanayisinin yakından tanıdığı dış ticaret uzmanı Şefik Ergönül böyle bir isim.

Bugün 80 yaşında…
Ama hâlâ aynı cümleyi büyük bir tevazuyla kuruyor:
“Ben her şeyi bilmiyorum.”

Oysa yarım asrı aşan meslek hayatında Türkiye’nin dış ticaret yolculuğuna tanıklık etmiş, binlerce öğrenci yetiştirmiş, yüzlerce firmaya yol göstermiş bir isimden söz ediyoruz.

1975 yılının Ocak ayında, Türkiye'nin ihracatı 1,5 milyar dolar civarındayken başladı bu yolculuk. O yıllarda sanayi ürünü ihraç etmek neredeyse hayaldi; bakliyat, tütün, pamukla sınırlıydı ufkumuz. Bugün 275 milyar dolara ulaşan ihracat rakamlarımızın içinde, Şefik Ergönül gibi ilk kuşak sanayi ihracatçılarının alın teri var. O, sadece bir dış ticaret uzmanı değil; Türkiye'nin dünyaya açılma serüveninin canlı tanığı, yarım asırlık bir çınarı.

"Ben size sadece ihracat yaptırmaya gelmedim; kafa yapınızı ve vizyonunuzu değiştirmeye geldim." İşte Şefik Hoca'yı anlatan cümle bu. Onun için dış ticaret, bir ürünü yurt dışına satmaktan ibaret değildi. O, Türkiye ve Eskişehirli sanayicinin dünyaya bakışını değiştirmek, ufkunu genişletmek için çıktı bu yola. Ve bunu başardı. Bugün Eskişehir Sanayi Odası'nın 2016'dan beri sürdürdüğü "İhracat Yapıyorum Programı" kapsamında onlarca firmanın dünyaya açılmasına rehberlik etti. O firmalar ki, Şefik Hoca'nın deyimiyle "aradan çekildiğimizde bile doğru yolda ilerlemeye devam ettiler."

Bir de hocalığına bakmak lazım. Bir eğitimci olarak Şefik Ergönül'ün en büyük mirası, yetiştirdiği binlerce öğrencidir. Anadolu Üniversitesi'nde misafir öğretim görevlisi olarak verdiği derslerde sadece teorik bilgi aktarmadı; her öğrenciyi zihninde bir şirkete yerleştirdi, onları Eskişehir sanayisinin hizmetine sundu. BESA Home Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Korkmaz'ın ifadesiyle, bugüne kadar 4-5 tane Şefik Hoca’nın öğrencisini istihdam ettiler. Kimi evlendi gitti, kimi ülke değiştirdi ama hepsi dış ticarette çok iyi yerlere geldi. İşte gerçek eğitim budur: Öğrencinin hayatına dokunmak, onu bir yere koymak, bir yere taşımak.

Şefik Hoca'yı anlamak için onun öğrenme tutkusuna bakmak gerekir. 40 yaşında Arapça öğrendi, 50 yaşında Fransızca kursuna gitti. "Öğrenmenin yaşı yoktur, eğitim hayat boyu sürmelidir" diyor. Bugün 80 yaşına gelmesine rağmen "Ben her şeyi biliyorum" demiyor; tam tersine, "Bu işin sonu olmayan bir derya olduğunu fark ettiğim an gerçekten olgunlaştığımı hissettim" diyor. Bir insanın 80 yaşında hâlâ öğrenmeye açık olması, hâlâ "bilmiyorum" diyebilmesi... İşte asıl büyüklük burada.

Ekonomi gazetesinde yıllardır yazdığı "İhracat Sohbetleri" köşesinde, bu toprakların insanına dış ticareti anlatmaya devam ediyor. Tüm Türkiye’ye , zaman zaman yurt dışında, yarım asra yaklaşan tecrübesini aktarıyor. İstanbul Ticaret Odası'nın "İhracata İlk Adım" programından Urfa'ya, Antalya'dan Eskişehir'e kadar uzanan bir coğrafyada, KOBİ'lerin elinden tutuyor.

Peki, neden hâlâ Şefik Ergönül gibi ustalara ihtiyaç var? Hakan Korkmaz'ın çok güzel ifade ettiği gibi, bu bilgi çağında her şey internette var, ChatGPT'ye sorsanız size dış ticaretin tüm kurallarını yazabilir. Ama oradaki yaşanmışlık, tecrübe bambaşka bir şey. "Her şey internette varken neden okullar açık öğretim değil?" sorusu gibi bu. Tecrübe paylaşımı, ustadan çırağa geçen o gizli bilgi, hiçbir yapay zekanın veremeyeceği bir değerdir. Sekiz haftalık eğitimin yüzde 10'u kitabi bilgiyse, yüzde 90'ı gerçek deneyimdir.

Bugün Eskişehir'de bir dış ticaret sorununuz olduğunda telefonu açıp Şefik Hoca'yı arayabiliyorsanız, o sizi cevapsız bırakmıyorsa, İstanbul'daki fuarlarda sizi ziyaret edip fotoğraf çektirmeye geliyorsa, işte bu bir şehrin bir ustadan aldığı en büyük destektir.

Şefik Ergönül, sadece Eskişehir'in değil, Türkiye'nin dış ticaret hafızasıdır. Onun yetiştirdiği öğrenciler, danışmanlık verdiği firmalar, yazdığı yazılar, kurduğu ilişkiler... Hepsi bu ülkenin dünyayla kurduğu bağın bir parçası.

Belki bir gün Eskişehir'de bir okula, bir caddeye adı verilir. Belki sanayi odasının bir salonu onun adını taşır. Ama asıl önemlisi, onun açtığı yolda yürüyen binlerce öğrenci, yüzlerce firma var. Ve onlar, Şefik Hoca'nın mirasını her gün biraz daha büyüterek taşıyorlar.

Dış ticaretin yarım asırlık çınarı, önünde saygıyla eğiliyoruz. Öğrenmeyi hiç bırakmadığın, öğretmekten hiç vazgeçmediğin için teşekkürler.

"Uluslararası ticarette 'Ben her şeyi biliyorum' diyen biri varsa bilin ki doğru söylemiyordur."

İşte bu yüzden, 80 yaşında hâlâ "bilmiyorum" diyebilen bir insanın önünde saygıyla eğilmek düşer bize. Çünkü o, bilginin aslında ne kadar derin ve sonsuz olduğunu anlamış; neyi ne kadar bilmediğini fark ettiği an gerçek olgunluğa erişmiş bir ustadır.