Günlerdir Körfez kargaşasını daha doğrusu kaosunu izliyoruz. Geçenlerde stratejist, jeopolitik ve tarih uzman Mehmet Ali Gelibolu, çevirisini yaptığı dünyaca ünlü ABD’li Jeopolitik yorumcu ve analist Scott Ritter’in bir yazısını paylaştı.
Scott Ritter, ABD Deniz Piyadelerinde istihbarat subayı, daha sonraki yıllarda ABD dış politikası, askeri müdahaleler ve savaş stratejileri üzerine yaptığı eleştirel analizlerle uluslararası kamuoyunda tanınan bir jeopolitik yazarı… ABD-İsrail ikilisinin körfezdeki savaş stratejisi üzerine yaptığı bir analizle vardığı sonuçları paylaştı. Ritter’e göre bu savaşın ana planına birkaç noktadan bakmak lazım. Bu açıdan baktığımızda ABD-İsrail’in çok zor bir işe kalkıştığı ortada.
1.Plan; Başsız bırakma; İran’ın üstü düzey tüm bürokratlarını bir hamlede yok ederek “Başsız bırakma”. Bu durumda ülke içinde ezilen, yoksulluğa, dini dayatmalara altında ezilen ve isyan eden halkın bunu fırsat bilerek daha evvel başaramadığı isyan hareketini yeniden başlatıp rejimi değiştirir. Sonuç; Olumsuz
Yorum; Böylesi lider kadroyu hedef alan kitlesel tecavüzler ülkenin karşılaştığı tehlike karşısında rejimi çökertmek yerine onur, vatan, şahadet kültürü ve ideolojik meşruiyet üzerinden toplumsal kenetlenmeyi artırır. Nitekim öyle oldu. Sonuç; Başarısızlık…
2.Plan; Baş yok olduğunda sistem dağılır.
Yorum; İran tarihsel kökleri ve sağlam devlet kültürü olan bir ülkedir. İstenmese de İşleyen bir anayasası vardır, lider yok olduğunda neler yapılacağı anayasada yazlıdır ve kurumsal bürokrasi bunu hemen işletecek yeteneğe sahiptir. Tarihsel devlet kültürü kaosa izin vermez. Bu nedenle kurumsal çöküşle devletin çözüleceği varsayımı geçerli görünmüyor. Sonuç; Başarısızlık…
3.Plan; İran’da siyasi, etnik, sosyal bölünmeler yaşanır mı?
Bu tür dış müdahaleler iç ayaklanma başlatmak yerine din referanslı bir toplum olsa da “ulusal egemenlik” refleksini tetikler ve muhalefeti dahi devlet etrafında kenetler. Nitekim öyle olduğunu gördük. Yani umulan olmadı. Sonuç; Başarısızlık…
4. Ritter!e göre can alıcı nokta savaşın maliyetidir. Amerika ve İsrail’in kullandığı füze sistemleri, yüksek teknoloji ürünüdür. Dolayısıyla son derece pahalıdır. Bir anti balistik füze 11 milyon dolar seviyesinde. Denizden fırlatılan top mermisi 1 ile 5 milyon dolar arası. Amerika ve İsrail şu anda İran’ın gönderdiği 20 bin dolarlık bir dronu düşürmek için 4 milyon dolarlık Patriot füzesi atıyor. Bloomberg News’in öngördüğü bir iç analize göre mevcut kullanım hızında Katar’ın Patriot önleme füzesi stoku yaklaşık dört gün içinde tükenebilir. Katar yönetiminin, çatışmanın hızla sonlandırılması için özel kanallardan girişimlerde bulunduğu biliniyor. ABD ve İsrail’in mühimmat stokları yüksek yoğunluklu bir çatışmada hızla erimekte ve Ritter’e göre 3 hafta içinde tükenme noktasına gelebilmektedir. İran bunu sağlamak için radarlarda görünen aldatıcı füzeler yolladığı da biliniyor. Bu nedenle Trump,
Amerikan silah üreticililerini de acilen toplantıya çağırıyor. Ritter’in görüşüne göre kim önce tükenirse savaşı kaybeder. Ancak savaş dünyadaki kırılma noktalarını daha da tetikleyecektir.
5. Esasen füzeyle veya uçakla rejim değiştirildiği görülmemiştir.
İnsan bu durumda kendi ülkesini düşünüyor. Silah üretiminde aldığımız bir mesafe var gibi görünse de yazdığım 2. Maddede bahsi geçen ve devleti işleten kurumsal örgütlerimiz konusunda maalesef şüphelerim var.
Sonuç olarak İran’ın diz çökeceği hayali şimdilik zor görünüyor. ABD İran’a (sanmam ama) karadan girmeye kalkarsa ikinci bir Vietnam vakası yaşaması çok muhtemeldir. Trump gibi birinin bu tarihsel analizi yapması ise mucize olur. Ne yazık ki bu konu bizim için de aynıdır.
Netice böyle olursa Körfez savaşı tarihe, Netenyahu’nun Trump’a attığı büyük bir kazık olarak geçecektir.
