Bir gazeteci, her şeyden evvel yaşadığı şehrin tanığıdır. Ancak tanıklık etmek, zamanın acımasız çarkları arasında kaybolup giden kağıt parçalarını, solan fotoğrafları korumaya yetmiyor. Elimden geldiğince Eskişehir’in sanayisinden kültürüne kadar bir çok adımını izleyen bir araştırmacı olarak, heyecanımı gizlemekte zorlandığım tarihi bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. Şehrimizin geçmişi, kültürel kodları ve hafızası, tarihte ilk defa bu denli büyük bir vizyonla, tamamen yok olmaktan kurtuluyor.

Geçtiğimiz yılın Eylül ayında, yani Eylül 2025 dönemindeki resmi ihale ilanlarında tesadüfen rastladığım, o günden beri adeta bir dedektif gibi peşine düştüğüm muazzam bir projeden söz ediyorum: Anadolu Üniversitesi Kütüphanesi Dijital Arşiv Projesi.

Kamuoyuna henüz resmi lansmanı yapılmayan, adeta bir sır gibi titizlikle yürütülen bu çalışma, Anadolu Üniversitesi'nin bilgiye erişimi artırma, kültürel mirası koruma ve gelecek kuşaklara aktarma misyonunun en somut, en görkemli adımıdır. Proje sayesinde, Eskişehir ile ilgili arşivlerde saklanan tüm yerel gazeteler, tarihi vesikalar ve nadir belgeler yüksek çözünürlükle taranıyor. Üstelik bu hazine, Eskişehir halkının yanı sıra tüm dünya araştırmacılarının hizmetine sunulacak.

Eskişehir basın tarihi gün yüzüne çıkıyor

Bir şehrin gerçek hafızası, onun yerel basınında gizlidir. Dijital Arşiv Sistemi altyapısı üzerinde, üstün bir teknik standartla yürütülen çalışmalarda muazzam bir mesafe katedilmiş durumda. Projenin mutfağından aldığım bilgilere göre; Eskişehir basın tarihine ışık tutan Hüryol, Mücadele, Sonolay, Yeni Hakimiyet, Yeni Eskişehir ve Demokrat Eskişehir gibi yerel gazetelerimizin yaklaşık yüzde 70'inin dijitalleştirme ve veri giriş işlemleri tamamlanmış vaziyette.

Şu ana kadar altı bin iki yüz sayılık devasa bir yerel gazete arşivi sisteme yüklenmiş durumda. OCR (optik karakter tanıma) teknolojisiyle kelime tamamlamalarının bile yapıldığı bu ileri seviye sistem, araştırmacılara muazzam bir kolaylık sağlayacak. Gelişmiş arama motoru sayesinde, aranan her bilgi saniyeler içinde ekrana gelecek. Üstelik çalışma yerel basınla sınırlı kalmıyor; Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemine ait Tanin, Tasvir-i Efkâr, Tercüman-ı Ahval ve Ceride-i Havadis gibi meşhur mikrofilm arşivlerinin de yüzde 70’i dijital dünyaya kazandırılmış olacak.

Projenin sonraki aşaması ise beni bir kat daha heyecanlandırıyor: Eskişehir Bibliyografyası'nın kurulması. Şehrimize dair yazılmış ne kadar makale, metin, fotoğraf ve kartpostal varsa tek bir çatı altında toplanacak. Kurumların arşivleri, özel koleksiyoncuların ellerindeki 1800'lü yıllara ait nadide Eskişehir fotoğrafları bu esnek yapıdaki medya sunucusuna dahil edilecek. Bu adım, kent kültürüne benzersiz bir katkı sunacaktır. Yürüttüğüm araştırmalar, yerel gazete taramalarının sonbaharın sonlarına doğru, yani yıl sonuna kadar geniş kitlelerin kullanımına açılacağını gösteriyor. Bütüncül lansmanın ise 2026 yılı sonuna kadar yapılması hedeflenmektedir.

Umarım proje yarım kalmaz

Anadolu Üniversitesi, geçirdiği bölünme süreçlerinin ardından ritim kayıpları yaşamıştı. Kurumun tam anlamıyla güçlü bir beşeri üniversite kimliğine bürünmesi adına bu tür vizyoner adımlara ihtiyacımız var. Bu noktada, projenin büyüklüğüne inanarak her türlü teknik ve idari desteği sunan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Serpil KOÇDAR ile bu kıymetli vizyona öncülük eden iletişim kökenli Rektörümüz Prof. Dr. Yusuf ADIGÜZEL’e, şehrin hafızasına verdikleri değer ötürü canı gönülden teşekkür ederim.

Ancak bir gazeteci olarak şu hayati uyarıyı yapmayı da borç biliyorum: Ülkemizde ve kurumlarımızda en büyük yaramız, yönetimler değiştikçe projelerin rafa kaldırılmasıdır. Yeni gelen yöneticilerin geçmiş birikimleri bir kenara atıp sıfırdan yapay işlere yönelmesi, nice devasa bütçeli projenin küllenip gitmesine yol açtı.

Anadolu Üniversitesi’nin mevcut yönetiminin sergilediği bu kent belleği hassasiyeti, uzun süreli bir yönetim kararlılığı gerektirmektedir. Mevcut idari yapının uzun soluklu olmasını temenni ediyorum. Çünkü böylesi büyük bir dijital arşiv, bir defalık bir iş ötesinde, sürekli gelişen canlı bir organizmadır. Sisteme bulunacak her yeni belgenin, her eski fotoğrafın işlenmesi, bitmek bilmeyen sürekli bir mesaiyi zorunlu kılmaktadır. Temennim, bu hafıza köprüsünün hiçbir siyasi veya idari değişim rüzgarından etkilenmeden, hep üstüne koyarak geleceğe taşınmasıdır. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık; Eskişehir’in geleceği, geçmişini unutmayacak araştırmacılar sayesinde artık çok daha aydınlık.

Ve inanıyorum ki yıllar sonra Eskişehir tarihi üzerine çalışan herkesin yolu, mutlaka Anadolu Üniversitesi Dijital Arşivi'nden geçecek.

İşte o gün geldiğinde, 2025 yılında sessizce başlayan bu çalışmanın aslında şehrin kültür tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olduğu çok daha iyi anlaşılacak