19 Mayıs Gençlik Şöleni vesilesiyle EOSB Teknik Koleji’ndeydim. Öğrenciler stantlar açmış, el emeği becerilerini sergiliyorlardı. Bir grup genç, büyük bir heyecanla kendi ürettikleri 3D yazıcıyı anlatıyordu. Kalabalığın arasında gözleri parlayan bir çocuk dikkatimi çekti. Henüz 15 yaşında: Köksal Uçar.

Yanına gittim. Projesini anlatmaya başladığında yüzündeki o saf heyecanı görmek mümkündü. Teknik detaylardan söz ediyordu; baskı hacimleri, hızlar, elektrik kesintisinde kaldığı yerden devam eden sistemler... Bir lise öğrencisinin ağzından çıkan her cümleye merak, emek ve üretme tutkusu sinmişti.

Köksal, okula başladığı ilk günlerden itibaren 3D yazıcılara ilgi duyuyormuş. Pek çok okulda bu tarz hevesler birkaç sohbetin ardından unutulup gider, birkaç kişi gencin omzuna dokunup "güzel düşünmüşsün" dedikten sonra konu kapanır. Ancak burada süreç farklı işlemiş. Öğretmenleri onu can kulağıyla dinlemiş, Kulüp Danışmanı Öğretmeni Mert Güneş rehberlik etmiş, okul yönetimi ise tam destek vermiş. Müdür Bülent Seğmen gençlerin önünü açınca, bir öğrencinin bireysel hayali okulun ortak projesine dönüşmüş.

Sonra düşündüm... Aslında hikâyenin en değerli tarafı üretilen makineden ziyade, bir çocuğun hayaline inanılmış olmasıydı. İşte başarı tam bu noktada başlıyor.

Bugün EOSB Teknik Koleji’nde kendi 3D yazıcılarını üreten gençler var. Büyük boyutlu endüstriyel bir yazıcı geliştirmişler; üstelik daha ekonomik olan "Mini S" modelini tasarlamışlar. Hedefleri ise oldukça iddialı:

"Her eve bir yazıcı."

Bu cümleyi duyduğumda gülümsedim. Büyük dönüşümler çoğu zaman böyle vizyoner cümlelerle başlar. Bir zamanlar birileri çıkıp "Her eve bilgisayar gelecek" dedi. Sonra başkaları "Her cepte telefon olacak" iddiasını ortaya attı. Bugün ise Eskişehir'deki bir meslek lisesinin koridorlarında yetişen gençler, "Her eve bir yazıcı" diye haykırıyor. Kim bilir... Belki yıllar sonra bu iddialı cümleyi çok daha farklı, çok daha büyük bir başarı noktasından hatırlayacağız.

Bu proje artık okul koridorlarına sığmayan bir olgunluğa ulaşmış durumda. Üretilen ilk yazıcıyı Eskişehir Ticaret Odası’na götürmüşler. Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler ürünü bizzat incelemiş, gençlere güvenerek bu ilk yazıcıyı satın almış. Bu destek çok kıymetli. Gençlere verilebilecek en büyük motivasyon, geçici alkışlardan ziyade ürettiklerinin somut bir karşılık bulduğunu görmeleridir. Bir öğrencinin emeğinin ekonomik bir değere dönüşmesi, okulda aldığı her nottan çok daha öğreticidir.

Bugün bir satış gerçekleşir, yarın üretim hacmi artar, sonra yeni modeller gelir ve ardından girişimcilik hikayesi başlar. Belki birkaç yıl sonra Eskişehir'den çıkacak küresel bir teknoloji markasının temelleri şu günlerde atılıyor.

Beni en fazla heyecanlandıran nokta da tam burası: EOSB Teknik Koleji bu ürüne sahip çıkarak seri üretim kararı alıyor. Şu anda belgelendirme ve test süreçleri devam ediyor. Türkiye'de ilk kez bir meslek lisesinin 3D yazıcıyı seri üretim hedefiyle geliştirmesi, eğitim dünyamız adına devrimsel bir adımdır.

Buradaki tablo, ders kitaplarının sınırlarını aşan bir anlam taşıyor. Öğrenci öğreniyor, tasarlıyor, üretiyor, satıyor ve neticede ekonomik değer oluşturuyor. Mesleki eğitimin ulaşması gereken nihai hedef tam olarak budur.

Yıllardır bu şehirde sanayicilerle, iş insanlarıyla ve eğitimcilerle konuşuyorum. Herkes aynı soruyu soruyor: "Nitelikli insan kaynağını nasıl yetiştireceğiz?"

Cevap aslında karşımızda duruyor: EOSB Teknik Koleji’nin yaptığını uygulayarak gençlere güveneceğiz. Onlara alan açacağız, hayal kurmalarına izin vereceğiz, hata yapmalarına fırsat tanıyacağız ve ürettiklerini görünür kılacağız. Bu ülkenin en büyük serveti yer altındaki madenlerden, fabrikalardan ya da makinelerden ziyade pırıl pırıl gençleridir.

Onlara inanıldığında neleri başarabileceklerini bu hikaye net bir şekilde kanıtlıyor. Bir çocuğun heyecanı, bir öğretmenin desteği ve bir okulun vizyonu birleştiğinde ortaya teknoloji, üretim, girişimcilik ve aydınlık bir gelecek çıkıyor.

Çocukların hayalleri çok daha büyük. Köksal anlattı; önümüzdeki dönem bir metreküp hacminde endüstriyel bir yazıcı tasarlamayı, hızı daha da artırmayı hedefliyorlar. Üstelik hedefleri yazıcıyla sınırlı kalmıyor; MapRobot, robot yarışmaları ve drone projeleri gibi pek çok alanda çalışıyorlar. Bu çocuklar durmuyor, üretmeye devam ediyor.

Bugün Köksal Uçar ve arkadaşlarının hikâyesi hepimize umut aşılıyor; ülkemizin yarınlarının emin ellerde olduğunu gösteriyor. Eğitim kurumları öğrencilerini böyle değerli kıldıkça bu ülkenin geleceği aydınlık kalacaktır.

Bu anlamlı projede emeği bulunan öğrencilerimizi, gençlerin önünü açan Danışman Öğretmen Mert Güneş'i, Okul Müdürü Bülent Seğmen'i, EOSB Okul Kurucu Temsilcisi Metin Saraç’ı ve böyle bir okulu hizmete açan Eskişehir sanayicilerini tebrik etmek gerekiyor.

Bazen bir ülkenin kaderi, bir çocuğun kurduğu hayale ortak olmakla başlar. Ne mutlu ki Eskişehir’de bu inancı paylaşan, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek hem öğrencilerin gelişimine hem ülke ekonomisine katma değer sağlayan vizyoner bir okul var.