Günlük yaşantımızda en çok aşina olduğumuz kelimelerden biridir empati. Kişiler arası iletişimde ilk akla gelen kavramlardandır. Aynı zamanda başka insanları anlayabilmek becerisi olarak da karşımıza çıkar.

Şimdi hep beraber irdeleyelim, acaba nedir empati? 

Empati kavram olarak bir insanın kendisini başka birinin yerine koyması, onun düşüncelerini ve duygularını doğru olarak algılamasıdır. İnsanlarla etkili iletişim kurmaya yarar ve mevcut insan ilişkilerinde  başarı göstermenin en önemli anahtarlarından biridir. Her kapıyı kolayca açar empati.

Empati yapmak,  başka insanların iç dünyasını dosdoğru okuyabilmek anlamına gelir. Bunu yapabilmek için kişinin öncelikle kendi duygularının farkında olması gerekir. Kişi kendi duygularına ne kadar hakimse, başkalarının hislerini,  hissettiklerini o ölçüde anlar.  

Empatik davranabilmenin ön koşulu hayat boyu kazanılan duygusal ve entelektüel pratiklerin

yoğunluğudur. Yaşanılan deneyimler, edinilen tecrübeler empati sürecinde birer kılavuz niteliği taşısa da duygusal zekası gelişmiş kişiler empati kurarlarken daha başarılı olurlar.

Yazar Gabriel Garcia Marguez ''Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir insanın yüzüne

patlayan tokadı kendi yüzünde patlamış gibi hissetmiyorsan insan değilsin'' diyerek çok net özetler empatiyi.

Kızılderililer ise bu konuda; ''birini yargılamadan evvel yargılayacağın kişinin mokasenleriyle dolaş'' demişler.

Empatinin kurulabilmesi için karşıdaki insanın duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamak gerekir. Başkalarının duygusal dünyasını okuyabilmek ve onların hissettiklerini anlayabilmek empati kavramının özünü oluşturur.  Empati kişinin kendi dünyasından çıkıp başkalarının  dünyasına girmeyi gerektirir. Empatik davranışla karşılaşan kişi kendini anlaşılmış ve kabul edilmiş hisseder. Karşısındaki kişiye güven duyarak iç dünyasını daha çok paylaşmaya başlar. Empati kurmanın ilişkilerdeki en olumlu tarafı budur.

Başka birinin hislerini, bir başkasının acılarını, sevinçlerini, korkularını kısacası duygularını, kendini onun yerine koyarak anlayabilmeyi bir çok kişi farkında olmadan, otomatik olarak yapar.  Az ya da çok herkesin doğasında vardır bu özellik. Karşınızdaki kişi üzgünse üzülür, mutluysa sevinirsiniz.  

Bir çok insan başkalarını anlar halde olmayı özel bir çaba harcamadan gerçekleştirse de bazı kişiler için bu tarz davranış göstermek zorlayıcı olabilir. Bu davranışları kolayca gösterebilenler hem kendi duygularını hem de başkalarının duygularını özümsemiş olan ve çevrelerinde 'anlayışlı insan' olarak bilinen kişilerdir.

***

Nasrettin Hoca bir gün eşekten düşmüş;

Hocanın başına insanlar toplanmış.

Hocaya sormuşlar :

''Hocam bir doktor çağıralım mı?''

Hoca ise:

''Yok yok, benim halimden doktor değil,  anlasa anlasa benim bu halimden eşekten düşen biri anlar. Siz bana eşekten düşen birini getirin, eşekten düşenin halinden ancak eşekten düşen anlar'' demiş.

***

Nasrettin Hoca örneğinde olduğu gibi, kuracağınız empatinin boyutu geçmiş deneyimlerinizden edindiğiniz tecrübelere bağlıdır. Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakabilmelidir.  Eğer benzer olaylar yaşadıysanız, o durum karşısında hissettikleriniz, karşınızdaki kişinin hissettiklerine paralel olur ve onu kolayca anlarsınız. Empati diğer insanın hislerine girebilmektir. 

Anlamak ve anlaşılmak çevrenize hoşgörüyle bakmayı, birbirinize tahammül etmeyi, farklılıklarınıza saygı duymayı, kısacası birbirinize sabırla ve anlayışla katlanabilmeyi sağlar. İnsan ilişkilerinde hoşgörü yüksek olursa çatışmaların daha az yaşanması söz konusu olur. Uzun lafın kısası, empati hayatı yaşanılır kılar. 

Konfüçyüs’ün dediği gibi: “İnsanlar 'beni anlamıyorlar' diye kaygılanmam. Eğer ben insanları anlamazsam kaygı duyarım.”

Bu hayatta hepimizin istediği tek bir şey var, o da anlaşılmak.

Yapabilmek zor olsa da, insanları dosdoğru anlayabilmek sanatıdır empati.

Ne demiştik; empati iyileştirir.

Sevgi ve empatiyle kalın efendim.