Eskişehir’de yürürken başınıza mutlaka gelmiştir. Aynı sokakta, aynı imar koşullarında yükselmiş onlarca bina arasından biri sizi durdurur. Adımlarınız yavaşlar, gözünüz cepheye takılır. Bir şey vardır orada… Oran farklıdır, pencere başka bakar, giriş “hoş geldin” der. O binanın tabelasına baktığınızda çoğu zaman aynı isim yazar: Çağrı İnşaat.

Çünkü bazı yapılar sadece barınmak için değildir. Bazı binalar vardır; ruhu vardır, karakteri vardır, şehre sözü vardır. Ve şehirler, tam da bu tür yapılar sayesinde güzelleşir.

Bugün Eskişehir’in en büyük sorunu konut sayısı değil; nitelik eksikliğidir. Aynı plan, aynı cephe, aynı renk… Kopyala-yapıştır binalarla dolan mahallelerde ne aidiyet duygusu yeşerir ne de şehir hafızası oluşur. Oysa mimari, yalnızca beton ve demir işi değildir; bir şehrin kimliğini, hatta gelecekte nasıl hatırlanacağını belirler.

İşte Çağrı İnşaat’ı klasik müteahhitlik anlayışından ayıran tam da bu nokta. Butik projeler üretiyor. Sayıdan çok hikâyeye odaklanmış. Metrekareden önce estetiği, hızdan önce kaliteyi düşünüyor. Bu yüzden 2011’den bu yana Eskişehir merkezinde hayata geçirdiği 29 projede, 328 modern rezidans daireyle yalnızca konut üretmedi; şehrin dokusuna da imza attı.

Güzel apartmanlar, bir şehre yalnızca estetik katmaz; ekonomik değer üretir. Nitelikli mimari, bulunduğu bölgenin emlak değerini yükseltir. Yazıyı hazırlarken literatür taraması yaptım. Dünyada buna “Guggenheim Etkisi” deniyor. İyi mimari, çevresini de iyileştirir. Ama mesele yalnızca para değildir. Güzel bir bina, bir mahalle için nirengi noktasıdır. İnsanlar “şu güzel binanın olduğu sokakta oturuyorum” derken, aslında yaşadığı yere kök salar.

Bugün hayranlıkla baktığımız tarihi semtler, zamanında kendi dönemlerinin “iyi apartmanlarıydı.” Bugünün özenle tasarlanmış yapıları ise yarının kültürel mirasıdır. İşte bu yüzden mimarlık, kısa vadeli kazanç hesabıyla değil; uzun vadeli şehir sorumluluğuyla yapılmalıdır.

Peki neden şehirlerimizde “güzel” az?

Çünkü standart daha ucuzdur. Çünkü imar yönetmelikleri yaratıcılığı boğar. Çünkü hız, niteliğin önüne geçmiştir. Ve çünkü risk almak istemeyenler, birbirinin aynısı projelerle “kolay satılan” konutları tercih eder. Sonuç: Gri, yorgun ve ruhsuz şehirler

Çağrı İnşaat bu kolaycılığa teslim olmayanlardan. Özgün mimariyi bir risk değil, bir sorumluluk olarak görüyor. Bahçesiyle, girişiyle, cephe diliyle kamusal alanla ilişki kuran yapılar üretiyor. Eski yapı stoklarının yenilenmesine odaklanarak kentsel dönüşümü sadece “yık-yap” değil, estetik ve güvenli bir gelecek olarak ele alıyor.

Bu yaklaşımın insan üzerindeki etkisi de azımsanacak gibi değil. Nöromimaribize şunu söylüyor: Güzel bir binada yaşamak, insanın ruh halini değiştirir. Doğru ışık alan, ferah, kaliteli malzemeyle inşa edilmiş bir ev; huzur verir, stres azaltır. Estetik bir mekân, insana saygınlık duygusu kazandırır. İlham verir. Kişi yaşadığı yere bağlanır, korur, sahiplenir.

Yani mimari yalnızca şehirleri değil, insanları da inşa eder.


Binalar beton yığınları değildir. Onlar şehrin hafızasıdır, insanın ruhuna dokunan sessiz
anlatılardır. Tekdüzelik güvenli görünür ama şehirleri boğar. Özgün mimari ise bir kente nefes aldırır.

15 yıldır butik üretimle şehre dokunuyor

Geçtiğimiz günlerde basın mensuplarıyla bir araya gelen Çağrı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ümit Kaleli’nin altını çizdiği bir gerçek var: Eskişehir, artık kabuğuna sığmayan bir şehir. Turizmiyle, sanayisiyle, üniversiteleriyle kendi ölçeğini aşan bir marka kent. İşte Çağrı İnşaat, bu yükselen vizyonu kentsel dönüşümle buluşturan firmalardan biri. Eski yapı stoklarını yalnızca yenilemiyor; onları estetik, güvenli ve yaşanabilir mekânlara dönüştürüyor.

2011’den bugüne uzanan bu yolculukta, “zaman ve kalite” ilkesi bir sloganının ötesine geçerek, taahhüdüne sadık kalan, işini aceleye değil özenle yapan bu anlayış; yalnızca Eskişehirli yatırımcılar için değil, yurt içinde ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimiz için de güvenli ve kârlı bir liman yaratmış durumda.

Son söz niyetine şunu söylemek gerekiyor:
Şehirleri güzelleştiren şey, binaların kat sayısı değil; o binaların taşıdığı ruhtur. Çağrı İnşaat, 15 yıldır Eskişehir’in silüetine estetik bir imza atıyor.
Eskişehir’de bir sokakta yürürken gözünüz bir binaya takılıyorsa, bilin ki orada yalnızca bir yapı değil; bir mimari tavır, bir sanatsal dokunuş vardır.