“Doğduğum ülkesin Türkiye, gönlümü vermişim her beldene.

Asya’yı Avrupa’ya bağlayan, altından bir köprüsün sen”

Şeklinde başlayan şarkı vardı bir zamanlar. Mısralarımı sessiz sessiz yazarken, diğer taraftan parçayı dinleyeyim istedim. Lakin arayıp-taradığımızda istemediğimiz bilgileri bile karşımıza çıkaran sanal âlemin sitelerinin hiç birinde bulamadım nedense.

“Gel diyor gel bana Mevlana, gel kör ki sen de söyle bütün dünyaya.

Türkiye, sen her şeyimsin.”

Başka yok senden, benden, bizden!

2017’li yıllarda Almanya İlmenau şehri Teknik Üniversitesi’nin yemekhanesine girerken, yanımızdan geçen bir grup öğrenciden biri “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” demişti. Ailece birbirimize bakakalmıştık gurbet ellerinde!

O günden sonra, ne zaman üniversitelerimize yolum düşse ve yabancı uyruklu öğrenci görsem, o ahvalim gelir aklıma!

Üç hafta önce Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ve 11 Mayıs 2022’de Kariyer haftası etkinlikleri nedeniyle Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ndeki panele konuşmacı olarak davet edildiğimde; ülkemizi eğitim amacıyla tercih eden gençlere bakıp, beş yıl öncesine, sonra da 16,5 yaşıma gittim, geldim. Gidip de dönmemek var…(Açık uçlu bir cümle oldu sonuncusu ancak, yaşanılanlara göre sizler sorgulayın, isterseniz tabii.)

Gelin, sohbetimize devam edelim.

Siz: “Dün ne yediğimizi bile zor hatırlar olduk, ne işin var geçmişte.”

Ben: Gittim işte, ne yapayım? Lakin yalnız değildim orada!

Siz: “Nasıl yani? Bilmece gibi konuşma Selma.”

Ben: Peki, öyle olsun. Başlasın o halde, “Tarımda Kariyer Yolculuğu” panelimiz.

***

MERHABA,

Paylaşımlarımda; sonda vermem gereken mesajı baştan vereceğim.

Lütfen, sizler de bu akışa odaklanın.

Çok akıllı iki kız kardeş varmış. O kadar akıllılarmış ki, okul yetmez olmuş onlara. Dağda “kör bilge” denilen bir adama götürmeye karar vermiş anne-babaları. Ve gittiklerinde; ne sorsalar bilge doğru cevaplayınca, bir süre orada eğitim almaya karar vermiş kardeşler. Günler geçtikçe, soruları sordukça, adam da bildikçe, “öyle bir soru soralım ki, bilemesin.”

Kızlardan biri: “Avucuma bir kelebek alacağım. Canlı mı, ölü mü diyeceğim. Ölü derse bırakacağım, canlı derse bastıracağım. Nasılsa gözleri görmüyor, hayatta bilemez” demiş.

Almış kelebeği avucuna ve gitmişler bilgenin yanına. “Benim avucumda bir kelebek var, canlı mı ölü mü?” Diye sormuş.

Bilge derin derin bakmış kızın gözlerine. Şu an, benim de sizin parıldayan gözlerinize baktığım gibi!

“Senin ellerinde kızım, senin ellerinde!”

 

Ahmet Şerif İzgören’in hikâyesi ile başladığım sunumda, 16,5 yaşımda adım attığım üniversite yıllarım, yoğun geçen özel sektör iş hayatım ve gönüllülük yolculuğum ile devam ederek, şimdinin gücüne geldim.

M.Ö. 8. Yüzyılda Antalya’da yaşamış Ksantos’un mezar taşında şöyle yazar: “Sevdiğiniz bir işi yaparsanız, hayat boyu yorulmazsınız ve mutlu olursunuz.”

Yaklaşık yirmi dakikayı bulan paylaşımlarımın sondan bir önceki örneği, 107 yaşındaki Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’dan. Sümer tabletlerinde “Bu gençlik nereye gidiyor?” yazısını gördüğünden beri “Gençleri sorgulamıyorum” demiş dünyaca ünlü bilim insanımız.

Sevgili Öğrenciler,  Değerli Öğretim Üyeleri ve Katılımcılar; tabletlerdekine benzer ifadeler Aristo, Sokrates tarafından da M.Ö. 300’lerde söylenmiş.

Bizlerin yaptıklarının daha da iyisini, sizlerin yapacağına yürekten inanıyorum.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Bütün ümidim gençliktedir.”

11 Mayıs 2022 tarihindeki sunumumu, ilk ve ortaokul yıllarını Eskişehir’de geçiren Tayfun Talipoğlu’nun “Yaşamı Ertelemek” şiiri ile bitirdim.

***

Değerli Okurlarım, dünya dönüyor. Geçmişin gençleri atalarımız, dünün gençleri anne-babalarımız, biz, siz, bugünün gençleri çocuklarımız, yarının gençleri torunlarımız…

Aslına bakarsanız; gençlerin nereye gittiği Âdem’le Havva’dan bugüne nasıl konuşuluyorsa, yetişkinlerin nerede durduğu ve neler yaptığı da önemlidir, konuşulmalıdır.

Atatürk diyor ki: “Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı, teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, Ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Bu belli. Fakat zekânı unut! Daima çalışkan ol…”

Tam 103 yıl önce 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır. Aynı zamanda, İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün olarak da kabul edilir.

Atamızın Türk Gençliği ’ne armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı yürekten kutluyorum.

“Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.”

Yaşınız ne olursa olsun, “her şey sizin ellerinizde” unutmayın!