Su, yaşamın kaynağı ve vazgeçilmezidir.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Ocak ayında yayımlanan rapora göre dünyamız, geri dönülemez sonuçları olan küresel bir “Su İflası” dönemine girmiş durumda. Aynı hızla devam etmesi halinde; yalnızca su güvenliği değil, küresel gıda sistemleri de, çökme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

İşte örneklerden bazıları…

1990'dan bu güne gezegenimizin büyük göllerinin %50'den fazlası su kaybediyor. Yer altı su kaynaklarının % 70'i uzun vadeli düşüşte. Son 50 yılda Avrupa Birliği yüzölçümü kadar sulak alan yok oldu. Buzullar 1970'ten bu yana % 30 oranında eriyor.

Akdeniz çanağında yer alan ülkemiz de, nasibini fazlasıyla alıyor ve almaya devam edecek. Nehirlerimiz, barajlarımız, obruklarımız, tarım arazilerimiz, tarımımız, çiftçilerimiz, ormanlarımız, su kısıtı olan il ve ilçelerimizin durumu aşikâr…

Yıllardır su krizi olarak adlandırılan ifade; kronikleşmeye ve su iflası olarak anılmaya başlandı.

14 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete ’de, Cumhurbaşkanı Kararı ile “2026-2035 Ulusal Su Planı” yürürlüğe girdi. Planda öne çıkan temel stratejiler ve hedeflerden bazıları:

Tarımsal sulamada dönüşüm, arıtılmış atık suların kullanımı, havza bazlı kuraklık yönetim planlarının etkinleştirilmesi, su verimliliği seferberliği, uygulama ve izlemenin ilgili tüm kurumlarla sıkı koordinasyonunda yapılması…

Değerli Okurlarım;

Mesele sadece suyu tüketmek değil; suyu akıllı, verimli ve sorumlu yönetmek…

Ve Tarım; su yönetiminin en stratejik sektörü!

“Sudan ucuz, sudan sebepler, suya sabuna dokunmadan” gibi deyimler; suyun yerini mecazi anlamlarından çoktan çıkardı, bırakın krizi, iflasa sürüklüyor…

Su ve Cinsiyet

Birleşmiş Milletler; 1993 yılından bu yana, tatlı suyun önemine dikkat çekmek ve 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişimi olmadığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla, 22 Mart tarihini “Dünya Su Günü” olarak belirlemiştir. Ve her yıl farklı bir tema ile süregelmekte olup, 2026 yılındaki temayı; “Su ve Cinsiyet” olarak açıklamıştır.

Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere göre dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler, toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Evrenimizde kadınlar ve kız çocukları; su bulmak, taşımak gibi kimilerine göre anlaşılamayan nedenlerden dolayı, eğitimden kopuyor, dışlanıyor, güvenlikleri tehdit ediliyor, zaman yoksulluğu yaşıyor. Sahra altı Afrika, Orta ve Güney Asya’daki pek çok ülkede; kadınlar eve su temin etmek için, günde 30 dakikadan daha fazla zaman harcıyor. Küresel ölçekte tartışılan su ve cinsiyet arasındaki ilişki, ülkemizin bazı illerinin kırsalında da maalesef ki, devam etmektedir.

Suyun korunması ve adil paylaşımı evrensel bir yaşam ilkesidir.

Suyun, toprağın, havanın, canlıların öneminin farkında olan ve bu uğurda yaşayan Kıymetli Okurlarımın Ramazan Bayramı’nı yürekten kutluyor, sağlık, mutluluk ve barış dolu nice günler diliyorum.

Son Söz, bir Afrika atasözü olsun. “Kimin kimi yiyeceğine su karar verir.”