Son dönemde Eskişehir iş dünyasında hangi masaya otursam, hangi sanayici dostumla iki çift laf etsem, sohbetin sonu hep aynı yere bağlanıyor:
“Şu firmanın çeki vuruldu…”
“Falanca battı…”
“Şu firma dönmüyor…”
“Duydun mu, şu köklü şirketin çekleri yazılmaya başlamış,"
“Piyasada kimse kimseye güvenmiyor…”
Eskiden fısıltıyla konuşulan cümleler artık yüksek sesle söyleniyor. Çünkü kriz artık gizlenemiyor.
Ve şimdi elimizde bunu doğrulayan resmi veriler de var. Yayımlanan Eskişehir Ticaret Odası Ekonomik Göstergeler Raporu’nda yer alan karşılıksız çek verileri, sahada duyduklarımızın abartı değil, gerçeğin ta kendisi olduğunu ortaya koyuyor.
Rakamlar alarm veriyor.
Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre Eskişehir’de 2026 yılının sadece ilk üç ayında karşılıksız çıkan çek tutarı yaklaşık 500 milyon liraya dayandı. Ocak, şubat ve mart toplamı tam 499 milyon 493 bin 216 lira.
Daha yılın ilk çeyreği bitmeden yarım milyar liralık çekin karşılıksız çıkması, Eskişehir ekonomisi açısından sıradan bir veri değildir. Bu, piyasadaki güven zincirinin kırılmaya başladığını gösteren ağır bir tablodur.
Üstelik mesele sadece rakamın büyüklüğü değil.
Artışın hızı korkutucu.
2025 yılının mart ayında karşılıksız çek tutarı 104 milyon lira seviyesindeyken, 2026 martında bu rakam yüzde 60’tan fazla artarak 168 milyon lirayı geçti.
Mart ayında karşılıksız çıkan çek adedi ise bir yılda 123’ten 253’e yükseldi. Yani sadece tutar değil, piyasada ödeme krizi yaşayan firma sayısı da katlandı.
Ocak verileri daha da sert.
2025 Ocak ayında yaklaşık 59 milyon lira olan karşılıksız çek tutarı, 2026 Ocak ayında 156 milyon liraya fırlamış durumda. Artış oranı yüzde 159.
Bu tablo bize çok net bir şey söylüyor:
Eskişehir’de işletmeler artık nakit akışını yönetemiyor.
Vadeler dönmüyor.
Tahsilatlar aksıyor.
Bankalar frene basıyor.
Piyasadaki güven zemini çatlıyor.
Ve unutmayalım…
Bu rakamlar sadece karşılıksız çek verileri.
Bunun içinde ödenmeyen senetler yok. Konkordatolar yok. Sessizce küçülen işletmeler yok. Personel çıkaran firmalar yok. Üretimi durma noktasına gelen atölyeler yok.
Gerçek ekonomik hasar, açıklanan verilerin çok daha üzerinde.
Çünkü bugün piyasada birçok firma batmamak için yalnızca zaman kazanıyor. Kimisi çek çevirerek ayakta kalmaya çalışıyor, kimisi krediyle nefes alıyor, kimisi ise zararına iş yaparak kapıya kilit vurmamaya uğraşıyor.
Eskişehir üretim kültürü güçlü bir şehir. Anadolu sanayisinin en dirençli merkezlerinden biri. Ama hiçbir şehir sınırsız dayanıklılığa sahip değil.
Eğer bu ekonomik iklim böyle devam ederse, önümüzdeki aylarda Eskişehir’de çok daha ağır iflas haberleri duyacağız.
Karşılıksız çek sadece finansal bir veri değildir. Aynı zamanda piyasadaki güvenin ölçüsüdür.
Ve bugün o güven hızla eriyor.
Bir şehirde insanlar birbirine çek vermekten korkuyorsa, vadeli satış yapamıyorsa, “Acaba paramı alabilir miyim?” endişesiyle ticaret yapıyorsa, orada ekonomik düzen alarm veriyor demektir.
En tehlikeli olan ise şu:
Bu tablo artık normalleşmeye başladı.
Oysa normal olan üretimin konuşulmasıdır. Yatırımın konuşulmasıdır. Yeni fabrika haberlerinin konuşulmasıdır.
Bugün ise Eskişehir’de koridorlarda büyüme hikâyeleri değil, batış söylentileri dolaşıyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor.