Bir şehrin geleceği, günü kurtaran kararlarla şekillenmez. Güçlü kentler; değişimi zamanında okuyan, ortak hedefler belirleyen ve bu hedeflerin arkasında kararlılıkla duran kentlerdir. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş’ın kamuoyuyla paylaştığı “Vizyon 2030” çalışmasını da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.

Ortaya konulan vizyon, sanayicilerin önümüzdeki yıllarda yapacaklarını anlatan teknik bir yol haritasının ötesine geçiyor. Eskişehir’in nasıl bir şehir olacağına, hangi alanlarda uzmanlaşacağına, gençlerine nasıl bir gelecek sunacağına ve dünya ekonomisinde nerede konumlanacağına ilişkin kapsamlı bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Bu nedenle Vizyon 2030’u Eskişehir Sanayi Odası’nın kendi projesi olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Çünkü burada konuşulan konu; Eskişehir’in teknoloji geliştiren, bilgiyi ürüne dönüştüren, nitelikli insan kaynağını koruyan, çevreyle uyumlu üretim yapan ve küresel ölçekte rekabet eden bir kent haline gelmesidir.

Daha açık söylemek gerekirse bu vizyon, Eskişehir sanayisi için hazırlanmış gibi görünse de gerçekte Eskişehir’in geleceği için hazırlanmıştır.

Bu mesele çocuklarımızı ilgilendiriyor

Bugün alınacak kararların sonuçlarını bu şehrin çocukları yaşayacak. Eskişehir’de doğan, burada eğitim gören gençlerin mezuniyet sonrasında başka şehirlere ya da ülkelere gitmek zorunda kalıp kalmayacağını bugünden kuracağımız ekonomik yapı belirleyecek.

Vizyon 2030’da yer alan Teknoloji Yaşam Bölgesi, Sanayide Genç Yetenek Programı, yeni nesil dual eğitim modeli ve mikro uzmanlık akademileri bu bakımdan büyük önem taşıyor. Bu projeler, gençlerin bilgi ve yeteneklerini kendi şehirlerinde değerlendirebilecekleri bir ortam oluşturmayı amaçlıyor.

Eskişehir’in üç üniversitesi, köklü sanayi kültürü, yetişmiş insan kaynağı, havacılık ve raylı sistemlerde önemli bir birikimi bulunuyor. Şimdi yapılması gereken, bütün bu değerleri ortak bir hedef doğrultusunda buluşturmak.

Üniversitelerde üretilen bilginin sanayiye aktarılması, Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi’nin kurulması, KOBİ’lerin dijital dönüşümünün desteklenmesi, havacılık ve raylı sistemlerde ortak mühendislik ve test merkezlerinin oluşturulması Eskişehir’i teknoloji geliştiren bir üretim merkezine taşıyabilir.

Şehir Fonu, Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi, Ortak Karbon Yönetim Merkezi ve liman bağlantılı akıllı lojistik merkezi gibi öneriler de bu dönüşümün finansman, ihracat, çevre ve ulaşım boyutlarını tamamlıyor.

Bütün şehir sorumluluk almalı

Vizyon 2030’un başarısı Eskişehir Sanayi Odası’nın tek başına göstereceği çabayla mümkün olmayacaktır. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversiteler, meslek odaları, milletvekilleri, finans kuruluşları ve iş dünyası aynı hedef etrafında buluşmalıdır.

Bu projeye “Sanayi Odası hazırladı, Sanayi Odası yapsın” anlayışıyla yaklaşamayız. Ortaya konulan öneriler tartışılabilir, geliştirilebilir ve ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilebilir. Ancak Eskişehir’in geleceğine ilişkin ortak irade günlük tartışmaların gölgesinde bırakılmamalıdır.

Vizyon 2030’a sahip çıkmak, bir kuruma ya da bir başkana destek vermek şeklinde değerlendirilmemeli. Bu projeye sahip çıkmak; Eskişehir’in çocuklarının kendi şehirlerinde okuyabildiği, üretebildiği, çalışabildiği ve geleceğini kurabildiği bir kent idealine sahip çıkmaktır.

Mesele sanayinin 2030 yılında nerede olacağıyla sınırlı değil.

Asıl mesele, Eskişehir’in 2030 ‘dan sonra nasıl bir şehir olacağıdır.

Eskişehir'in çocukları, bu projenin meyvelerini belki yirmi yıl sonra toplayacak. O gün geldiğinde, bu şehrin bugününü yönetenlerin aldığı riskleri, kurduğu hayalleri, attığı adımları hatırlayacaklar. Bizler de o gün geriye dönüp baktığımızda, "Eskişehir'in dönüşümüne katkı sunduk" diyebilecek miyiz, yoksa "O vizyonu kaçırdık" mı diyeceğiz? Bu sorunun cevabı, hepimizin bugünden vereceği destekte saklı.