_Tabutunuza omuz vermeyenler için birbirinizi üzmeyin_
Yol büyüklerimiz sessiz yürürmüş.
Ahmet Arsal dede de öyle yürüdü.
Ne gürültü, ne telaş... Hakka yürüyüşü bile bir erkan gibiydi. Sessiz sedasız.
Devri daim olsun.
Tam da o boşluğun üstüne, Eskişehir’e bir ışık doğdu.
Hüsamettin Işık dedem geldi. Adı gibi geldi. Donanımıyla, birikimiyle, duruşuyla.
Sohbet ettik. Muhabbet ettik. Ahmet dedemi de andık.
Bir yanda gidenin hüznü, bir yanda gelenin bereketi.
İşte tam o anda dede, ülkenin haline bakıp şöyle dedi:
*"Tabutunuza omuz vermeyen insanlar için birbirinizi üzmeyin."*
Bu bir nasihat değildi. Bu bir yol erkanıydı.
Çünkü yol, omuz omuza yürünür. Ama herkes omuz vermez. Vermeyeni zorla çağırmayacaksın.
Üzülüp enerjini harcamayacaksın. Asıl omuz verenle yola devam edeceksin.
Eskişehir bu sözü iyi duymalı.
Hüsamettin Işık dedenin ışığı bu şehre çok iyi gelecek. Çünkü bu şehir de omuz verenlerin şehri. Birbirini dar günde yalnız bırakmayanların şehri.
Işık gitti.
Işık geldi.
Yol devam ediyor.
Ve biz, omuz verenlerle yürümeye devam edeceğiz.
Devri daim olsun Ahmet Arsal dedem.
Hoş geldin Hüsamettin Işık dedem.
Sözün baş tacıdır.