Yıllar evvel dostlarla beraber turistik amaçlı bir yurtdışı seyahatine çıkmıştık. İşte İtalya, Avusturya, Macaristan geziyoruz. Bir gün Viyana’da otobüsle şehir içinden geçiyoruz. Caddeden geçen bir adam bizim otobüse doğru sağ elinin parmaklarını avuç içine katlayıp sadece orta parmağını dik tutarak bir hareket yaptı. Biz adamı seyrederken önümde oturan yaşlıca bir teyze adama bütün şirinliğiyle el sallayıp “Helloooo” diye bağırmaya başladı. Belli ki hareketin anlamını bilmiyor, el sallama gibi bir şey zannediyor.
Hemen üstüne atlayıp “aman sakın ha yapmayın” derken geçtik gittik. Herkesi bir gülme tutunca kadıncağız ortada sakar bir durum olduğunu sezdi ve ısrarla sordu;
-Neden gülüyorsunuz bir şey mi oldu?
-Yok bir şey olmadı ama o işaret batıda hakaret için kullanılır o yüzden yani… dedik.
Hiç oralı olmadı. 
-Aman canım n’olmuş ki bir parmaktan bu kadar gürültü çıkıyor… dedi ve önündeki çekirdeği çitlemeye devam etti.
Şimdi buradan Kemal Kılıçdaroğlu’nun mecliste yaptığı el hareketine gelirsek.  Vücut dili dediğimiz şey, hala uyuyan bir topluluğa olayı daha iyi kavraması için konuşmaya vurgu katarak anlayabilmesini sağlayabilir. Mesela ben o konuşmayı dinliyordum ve o el hareketini yapmasaydı Avrupa devletlerinin kendi enflasyonlarını da faizlere katıp bizi nasıl söğüşlediğini ve iktidarın da bunu bir güzel yediğini  büyük ihtimal hatırlamayacaktım. Çünkü el hareketi yaptığı zaman tam da o konuyu anlatıyordu. Şimdi ben dahil herkes anladı. Nitekim Kılıçdaroğlu bu gün o konuda sorulan bir soruya ;
-Ellerime değil, sözlerime baksalardı dedi…
Meclis başkanı bu gün Kılıçdaroğlu’nu kınadı ama dün milletvekili olmayan birinin kendi milletvekiline  “Lan şerefsiz” demesi ona normal geldi...
Aslına bakarsanız iktidar o hareketi halka günde beş on kere yapıyor. Kasap’a, manava, bakkala, markete, akaryakıt istasyonuna gidince,  elektrik, doğalgaz faturaları geldiğinde çıkan ses iktidarın size yaptığı el hareketinin çıkardığı o meşhur sestir. 
Ama kınayan kimse yok.