Bir Anneni Drami Zubeyda Hanim

Bu kısa hikâye bir annenin çocuğu için ödediği bedelin çok kısa özetidir bu. Oğlu vatan için savaşırken arka planda annesinin neler çektiğini hangi bedeli ödediğini çok da merak etmeyenler olabilir. Bu anne Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN annesi Zübeyde Hanımdır. Bu yazıyı bir yazarın anlattıklarından ve zaman zaman ondan alıntılar yaparak özetledim.

Zübeyde Hanım’ın hayatı kayıplarla başladı, hasretle sürdü, hüzünle noktalandı.

Atatürk, Türk milletine verilmiş bir hediyeydi…

Ama bu hediyenin diyeti, bir annenin ömrü boyunca çektiği hasret oldu.

Henüz ömrünün baharında Fatma’yı, Ömer’i ve Ahmet’i toprağa verdi.

Eşini kaybettiğinde, Mustafa ve Makbule ile 31 yaşında yapayalnız kaldı.

Bir annenin sırtına bu kadar acı fazla değil miydi?

Oğlunu yanından ayırmak istemiyordu.

Babası gibi tacir olsun istiyordu.

Ama Mustafa’nın kaderi başkaydı…

Asker olmaya karar verdiğinde, Zübeyde Hanım için bitmeyen bir hasret başladı.

Yıl 1905…

Mustafa siyasi nedenlerle zindana atıldı.

Zübeyde Hanım başkente geldi, günlerce oğlunu aradı.

Buldu… Ama bu bir kavuşma değildi.

Mustafa Şam’a sürgün ediliyordu.

Görüşmelerine izin verilmedi.

Bir anne, Sirkeci rıhtımında vapura bindirilen oğluna uzaktan el salladı.

Hasret artık kaderdi.

Yıllar sonra kavuşabildiler.

Ama bu kez de isyanlar çıktı.

Zübeyde Hanım, gözünden sakındığı evladını yine tehlikelerin içine uğurladı.

Mustafa Trablusgarp’a savaşa gitti.

Aynı yıl Zübeyde Hanım’ın doğup büyüdüğü Selanik işgal edildi.

Oğluna en çok ihtiyaç duyduğu an…

Aralarına vatan girdi.

Yanına alabildiği birkaç eşyayla, bir yük treninin vagonunda Selanik’ten ayrıldı.

Bilinmezliğe doğru…

Bir anne için vatansızlık, evlatsızlıktı.

Dünya savaşı başladı.

Mustafa Çanakkale’de, Bitlis’te, Halep’te ölümden ölüme koşuyordu.

Zübeyde Hanım’ın hasreti artık endişeye, endişesi ölüm korkusuna dönmüştü.

1917’de oğlunun gözlerinden yaralanıp kör olduğu söylendi.

Bu acıya dayanamadı.

Mustafa “Doğru değil” diye yazdı ama bir annenin yüreği ikna olmadı.

Oğlunun iyi olduğunu görmek için Halep’e kadar gitti.

Bir anne için mesafelerin hükmü yoktur.

Yıl 1918 aylardan Kasım…

Hasret sona erdi.

Ama bu kez memleket elden gitmek üzereydi.

Altı aylık kavuşmanın ardından Mustafa, annesine önemli bir göreve gideceğini söyledi.

“Duyduklarınıza inanmayın, mümkün mertebe evden çıkmayın…”

Zübeyde Hanım bu sözlerde yeni bir hasretin ilanını duydu.

Fakat ne gam! Dayanamadı.

Düşüp bayıldı.

Memleketi için giden insan ölse bile ardından ağlanmaz” dedi.

Yüreğine taş bastı.

Ama dedikodular başladı…

Oğlu asi ilan edildi.

Hain denildi.

Bir gün idam edildiğini işitti.

Yüreği bu yükü taşıyamadı.

Felç geçirdi.

Ayakları tutmaz oldu.

Bu zor günlerde de oğlu yanında değildi.

Çünkü mevzu vatandı.

Yıl 1922…

Gizlice Sakarya’ya getirildi.

Üç yıl sonra oğluna kavuştu.

Ama hasret bitmedi…

Bu kez de cepheye uğurladı.

Havası iyi gelir diye İzmir’e götürüldü.

Artık ayrılıkların bitmesi gerekiyordu.

Memleket kurtulmuştu…

Ama kader, yine başka türlü yazıldı.

Tarih 14 Ocak 1923’e geldiğinde;

Zübeyde Hanım hayata gözlerini yumdu.

Oğluna hasreti ebedileşti.

Hasret, cenazesinde bile peşini bırakmadı.

Vatan, bir kez daha oğluyla arasına girdi.

Cenazesine gelemedi.

15 Ocak 1923’te, oğlundan çok uzakta toprağa verildi.

Vefatından aylar önce gazeteci Grace Ellison, Gazi’nin masasındaki portreyi sordu:

“Ne güzel bir yüz…” (Yazının başlığındaki resim)

Gazi gururla cevap verdi:

“Anam.”

“Onu görebilir miyim?” diye sorulduğunda,

“Korkarım artık iyi olamayacak…” dedi.

“Onun ıstırabı benim yüzümdendir.”

Biz hep Atatürk’ün bu millet için yaptıklarına odaklandık…

Ama bir anneyle bir oğul arasında yaşanan bu büyük dramı anlıyor ama sonra hep unutuyoruz. Hangi anne ne kadar böyle bir yaşama dayanabilir? .

Unutmayalım…

Mustafa Kemal’in her görkemli zaferinin ardında,

Bir annenin ömrü boyunca çektiği hasret vardır.

Ne yazsak azdır.

Bu kadar acı yaşamış ve fedakârlıklarda bulunmuş, Ata’mızın annesine saygı duyulmasını istiyoruz. Geçmiş yıllarda yapılan saygısızlıkları hatırlıyorum da, insan iftira ve hakaret etmemeli. Biraz saygı. Biraz insanlık çok değil.

Ruhu şad olsun, nur içinde uyusun.

Zübeyde Hanım’ı,

Bir milletin annesini,

Rahmet ve minnetle anıyoruz.