Takvimde bir gün değil sadece; kalbimizin yokladığı, vicdanımızın aynaya baktığı bir zaman aslında.
Bugün yine bayram.
Ama içimizde eksikler, burukluklar, yarım kalmış sevinçler var. Sofralar kuruluyor belki, ama kimi sofralarda bir sandalye hep boş. Kimi evlerde kahkaha yerine sessizlik oturuyor baş köşeye. Bayramın neşesi, hayatın gerçekleriyle sınanıyor.
Bir yandan sarılmalar, ziyaretler, çocukların gözlerindeki ışık…
Diğer yandan geçim derdi, adaletsizlik, unutulmuş hayatlar.
Ve hiç düşünebiliyor muyuz…
Önümüzdeki bayramlarda kaç kişi eksilerek bayram olacak?
Kaç kişinin sesi susacak, kaç mesaj artık hiç gelmeyecek?
Kaç telefon, bir daha hiç çalmayacak diye beklenir olacak?
Bayram dediğimiz şey; sadece sevdiklerimizle bir araya gelmek değil,
görmezden geldiklerimizi hatırlamak değil midir biraz da?
Bugün kendimize sormalıyız:
Gerçekten eşit miyiz bu bayramda?
Herkes aynı huzurla mı uyanıyor güne?
Yoksa bazıları için bayram, sadece uzaktan bakılan bir sevinç mi?
Bayramlar;
paylaşmayı, hatırlamayı, dayanışmayı büyüttüğünde anlamlıdır.
Yoksa sadece süslenmiş kelimeler, tekrarlanan ritüeller olarak kalır.
O yüzden bu bayram;
bir kapıyı çalmak,
bir kalbe dokunmak,
bir yalnızlığı bölmek için fırsat olsun.
Sevinçler çoğalsın, ama en çok da adalet.
Çünkü adalet yoksa, hiçbir bayram tam değildir.
Bayramın; sadece takvimlerde değil,
hayatlarımızda da gerçek bir bayram olabildiği günlere…
Sevgiyle, umutla ve dayanışmayla. 🌻