Ne kadar sade, ne kadar yalın... Ama aynı zamanda ne kadar büyük bir beklenti taşıyor içinde.

Keşke bu "yeni" başlangıç, ülke bu kadar yıpranmadan, insanlar umutsuzluğun kıyısına sürüklenmeden gerçekleşebilseydi.

Bugün milyonlarca insanın ortak derdi geçimdir. Sofradaki ekmek küçülürken, emeklinin, işçinin, gencin geleceğe dair umutları azalırken, siyaset uzun süre kendi iç tartışmalarıyla toplumun gerçek sorunlarının önüne geçti. Oysa halkın gündemi hiçbir zaman koltuk olmadı; halkın gündemi ekmek, adalet ve huzurdu.

Yıllar sonra yeniden yeşeren umutları gördük. "Hak, Hukuk, Adalet" çağrısı yalnızca bir slogan değildi; vicdan sahibi milyonların ortak sesiydi. Ardından Özgür Özel'i, Ekrem İmamoğlu'nu ve ülkenin birçok yerinde halkın yanında duran genç yöneticileri izledik. Mücadelenin yeniden büyüyeceğine inandık.

Eskişehir'de İl Başkanı Talat Yalaz'ın hak arayan insanların yanında durmasını, baskılar karşısında geri adım atmamasını önemsedik. Çünkü siyaset, halktan uzaklaştığı gün anlamını kaybeder.

Bizler siyasetin içinde görev yapan insanlar değiliz. Bizler sadece oy veren, ülkesini seven vatandaşlarız. Ama haksızlığı gördüğümüzde susmayı da kabul etmiyoruz.

Bugün yeni bir parti kuruluyor.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na kırgınlığımı ifade etmek isterim. Toplumun beklediği uzlaşma ve birlik çağrılarına olumlu karşılık verilmemesi, birçok insanın yüreğinde derin bir hayal kırıklığı bıraktı.

Sayın Özgür Özel'e ise bir vatandaş olarak seslenmek istiyorum.

Verdiğiniz mücadeleye saygı duyuyorum. Ancak unutulmamalıdır ki halk yalnızca liderlere değil, onların yol arkadaşlarına da bakıyor. Çevrenizde bulunan herkes, toplumun güvenini taşıyabilecek kişiler olmalıdır. Geçmişte yapılan hatalar, geleceğin yükü olmamalıdır.

Çünkü bu halk artık söz değil, samimiyet görmek istiyor.

Bu halk artık makamların değil, vicdanların yarışmasını istiyor.

Bu halk, yıllardır yoksullukla, adaletsizlikle ve umutsuzlukla mücadele ediyor. Hak ettiği yaşamı istemek lütuf değil, en doğal hakkıdır.

Bu ülkenin kaynakları birkaç kişinin çıkarı için değil, seksen altı milyonun refahı için kullanılmalıdır. Liyakat, adalet ve şeffaflık yeniden devlet yönetiminin temel ilkeleri olmalıdır.

Siyaset; insanı merkeze aldığı sürece anlamlıdır.

Ve unutulmamalıdır ki...

Hiçbir lideri ayakta tutan yalnızca teşkilatlar değildir.

Asıl güç; pazarda filesini dolduramayan annenin, geleceğini yurt dışında aramak zorunda kalan gencin, ay sonunu getiremeyen emeklinin ve haksızlık karşısında susmayan milyonların duası ve desteğidir.

Bugün kurulacak her yeni yolun gerçek sahibi halktır.

O yolu da, o umudu da yaşatacak olan yine halkın vicdanıdır.

Dilerim artık hiçbir umut yarım kalmaz.