Yüreğim yanarken ülkemde yaşananlara kayıtsız kalamıyorum…

Çünkü bu ülkenin derdi bitmiyor.
Emekli yaşam savaşı veriyor, gençler umudunu başka ülkelerde arıyor, kadınlar güvende hissetmiyor, adalet duygusu her geçen gün biraz daha aşınıyor. Halk geçim derdindeyken, toplumun önüne yine başka gündemler sürülüyor.

Bugün öyle bir hava yaratılıyor ki sanki memleketin bütün sorunlarının kaynağı CHP’ymiş gibi davranılıyor.
Oysa bu ülkenin derdi bir partiden çok daha büyüktür.
Sorun; yoksulluktur, hukuksuzluktur, kutuplaşmadır, liyakatsizliktir, umutsuzluktur.

İnsan ister istemez düşünüyor…
Tam da toplumun dayanışmaya ihtiyaç duyduğu bir dönemde neden sürekli ayrışma büyütülüyor?

Ne isterdim biliyor musunuz?
Kırgınlıkların değil ortak aklın konuştuğu bir tablo görelim.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkıp;
“Farklı düşünebiliriz ama birbirimizi tüketmeden, omuz omuza yürümeliyiz” demesini isterdim.

Çünkü bugün toplumun ihtiyacı yeni kavgalar değil, yeniden güven duygusudur.

Mahkeme kararları konuşuluyor…
Elbette hukuka saygı önemlidir.
Ama bu ülkede yaşananları gören insanların aklında doğal olarak sorular oluşuyor.
Çünkü Türkiye’nin hafızası ağırdır.
Çünkü biz bu filmi daha önce izledik.

Ve artık insanlar yalnızca olan bitene değil, yaşanmışlıkların bıraktığı izlere de bakıyor.

Bu ülke yoruldu…
Toplum yoruldu…
Muhalefetiyle iktidarıyla herkesin biraz durup şunu düşünmesi gerekiyor:

Halk birbirine bağıran siyasetçiler değil, geleceğe umut veren bir ülke görmek istiyor.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla öfke değil, daha fazla vicdandır.
Daha fazla ayrışma değil, daha fazla dayanışmadır.
Ve en çok da birbirini dinlemeyi unutmayan insanlar…