*Eskişehir'de omuz omuza olmaktan gurur duyduğum* insanlar vardır. Önce siyasi kimliğine değil, gözünün içine baktığın; "bu şehir için dertleniyor mu" diye sorduğun insanlar.
Onlardan biri de Saadet Partisi İl Başkanı *Fesih Bingöl*.
Ben bir sosyalistim. Yolumuz, yöntemimiz, baktığımız dünya farklı olabilir. Ama Eskişehir söz konusu olduğunda aynı kaldırımda yürüdük hep. Mitingde, forumda, basın açıklamasında, bir emekçinin taziyesinde, bir çocuğun bayram sevincinde... Rozetlerimiz farklıydı belki ama kaygımız birdi: Bu kent.Bu ülke.
Yıllardır kentin her alanında karşılaştım Fesih Başkan’la. Ne zaman bir derdimiz olsa kapısını çaldık, bilgisini ve fikrini esirgemedi. "Siyaset" dediğimiz şeyin insanı ötekileştirmek değil, samimi olduğunu ondan öğrendik.
Güzel fikirlerinden çok beslendik. Adaletten, ahlaktan, halka hizmetten bahsederken kullandığı dil; partizanlıktan uzak, memleketten yana bir dildi. Kavga için değil, çözüm için konuşan bir dildi.
Eskişehir’de herkesin sevdiği, saygı duyduğu bir başkan olmasının sebebi de bu. Çünkü o “ötekisiz” bir insan. İnancına, görüşüne bakmadan herkese aynı mesafede duran, aynı sıcaklıkta selam veren biri.
Bugün kutuplaşmanın bu kadar keskin olduğu bir dönemde, farklı yollardan yürüyüp aynı meydanda buluşabilmek çok kıymetli. Siyaset gelip geçici. Sandıklar kurulur, dağılır. Ama geriye kentte bıraktığın iz kalır.
Fesih Bingöl o izi insan kalarak bırakanlardan.
Bu yüzden, farklı düşünsek de, Eskişehir için aynı yürekle attığımız adımlar için... Selam olsun.