Öyle büyük bir bölünmüşlük yaşıyorum ki anlatılır gibi değil. Bir yanda sana dair isteklerim, bir yanda yaşamın getirdiği mantık. Öylesine karışığım ki çaresizlik akıyor düşüncelerimden. Çözünemem artık saf sularda. Hayatım geçiyor hafızamın dehlizlerinden. Gözlerim gözlerine kilitlenmeden önceki beni düşünüyorum. Sadece sığındım mı sana? Sadece kale gibi korundum mu diye? Oysa koruyamazsın beni. Kumdan kalende yaşıyorsun sadece. Sığınamam kollarına. Yaralarımı kanatır, canımı yakarsın. Daha yenik olurum seninle. Zayıf yönümü ortaya çıkarırsın, mahvoluşum olursun ancak.

 

Neden bilerek yanacağımı uçarak geliyorum sana? Oysa en çok pervane böceklerine acıdım hayatımca. Ateşe olan aşkla giderken, ölüme koşmaları parçaladı hep yüreğimi. Ne farkım kaldı onlardan? Ateş sen, böcek ben. Kanatlanıp gidebilecekken dönüp duruyorum çevrende. Hiç bir şeyim olamayacağını bilerek yanmaya koşuyorum. Zaten yeterince yaram var. Her yerim kan revan oysa. Kaçmalı kurtulmalıyım, yaralarımı sarmalı, kanımı durdurmalıyım. Yapamıyorum.

 

Taştan kaleler buldum kendime. Yenilmez savaşçılar bekledi yolumu.  Fırtınasız limanlarla dolu sığınaklar vardı. Bense sonsuz savaşçılar içinde benimle olmayan tek savaşçıya diktim gözlerimi. Fırtınalı denizlere açtım yelkenlerimi. O kadar uzaksın ki benden, ömrümce koşsam gelemem yanına. Zamanda yolculuk hatası gibi asırlar var aramızda. Hayatlar, ömürler var. Tüm yaşanmışlıklar ve yaşanacaklar var.

 

Uzansam da tutamam. Sevsen de sevemem. Git desende gidemem.

 

Sen hayat oyununda ki rol arkadaşım değilsin. Savaş meydanlarında ki dostum değilsin. Düşman bile değiliz ayrı cephelerde. Aynı savaş meydanını başka zamanlarda paylaşıyoruz sadece. Yüzyıl önceden kalan oyuncakları arıyoruz birlikte.

 

Kim oynuyor bu oyunu? Kim çıkardı karşıma seni? Aslalara takılı kalacaktık madem,  kim gösterdi gözlerini? Hayat sürprizlerle dolu geldi… Hayat acılar yükledi yüreklerimize. Doğrularla yanlışların karıştığı zamanlara geldik birlikte. Ben günahların erdem olduğu yerlerde gezdim. Zaman zaman yaklaşsam da günah imparatorluğuna, içine çekse de yenilmedim paha biçilmez zevklere. Tüm günahlar içinde en çok seni istedim.

 

Benden farklı değilsin biliyorum. Ne yapacağını şaşırmış bekliyorsun. Gözlerin gözlerimde bekliyorsun. Kale burçlarından çektin savaşçılarını, açtın sonuna kadar kapılarını… Sonumuzun olmadığını bilerek bekliyorsun biliyorum.

 

Zamanlama hatası yaşıyoruz gelemem.  Bekleme... Aşk yoruyor insanı.  İki kişilik sevda da gözlerimiz gözlerimizde saklı. Dünyada bir sen kalsan bir ben olmayacak bu sevgi.

        

               Biliyorum, biliyorsun. Gidemiyorum, gidemiyorsun.

                        

                                 Seviyorum, seviyorsun.

                                                                    NURAY HAROZ BOLAK