Millî Eğitim Bakanlığı’nın vizyon projeleri arasında gösterilen, müzik alanında özel yetenekli çocukların erken yaşta keşfedilerek profesyonel sanat eğitimi almasını hedefleyen müzik ortaokulları, geleceğin sanatçılarını yetiştirmek üzere hayata geçirildi. Bu okullar; akademik eğitimle birlikte yoğunlaştırılmış müzik eğitimi sunarak öğrencilerin hem zihinsel hem sanatsal gelişimini desteklemeyi, Türk müziğini uluslararası platformlarda temsil edecek donanımlı bireyler yetiştirmeyi amaçlıyor. Yeteneğin erken yaşta keşfedilmesi, çalgı eğitimi, solfej ve uygulamalı derslerle çocukların sanat yolculuğuna sağlam bir temel atılması hedefleniyor.

Ancak Eskişehir’de büyük umutlarla açılan Mithat Körler Müzik Ortaokulu’nda yaşananlar, bu vizyonun sahada nasıl “detone” olduğunu gözler önüne seriyor. Velilerin iddialarına göre okul, açıldığı günden bu yana plansızlık, belirsizlik ve ulaşım kriziyle boğuşuyor. Gelinen noktada ise servis hizmetinin tamamen çekilmesi, öğrencilerin eğitim hayatını doğrudan tehdit eder hale geldi.

Bir veli yaşadığı süreci şu sözlerle anlatıyor:
“Evladımın müzik yeteneği olduğunu biliyordum. Eskişehir’de ilk kez böyle bir okul açılacağını duyunca çok heyecanlandık. Yetenek sınavını kazandı, hemen kaydını yaptırdık. Ama okul açıldığı günden beri servis sorunu var. Şimdi servis şirketi tamamen çekiliyormuş. Eşim de ben de çalışıyoruz. Çocuğumuzu nasıl götürüp getireceğiz?”

Bir başka veli ise sürecin başından beri yaşanan plansızlığa dikkat çekiyor:
“Okul önce Çamlıca’da olacak dediler, sonra Aşağı Söğütönü’nde yeni bina yapılacak dendi. Eğitim yılı başladı, bina yetişmedi. Dede Korkut İlkokulu’nda geçici eğitim verileceği söylendi, ikinci dönem yeni binaya geçilecek denildi ama o da olmadı. Şimdi de servis yok deniyor. Biz çocuklarımızı sanatçı olsun diye gönderdik. Böyle olacağını bilseydik farklı bir yol izlerdik.”

Sorunun yalnızca servisle sınırlı olmadığını vurgulayan bir başka veli ise tabloyu daha çarpıcı şekilde özetliyor:
“Çocukların eğitim gördüğü binada zaten ilkokul servisleri var. Ama bize ‘siz ayrı bir okulsunuz, o servisleri kullanamazsınız’ dediler. Mecburen servis firmalarıyla tek tek görüşüp, UKOME fiyatlarının çok üstünde anlaşma yaptık. Şimdi o servis de çekiliyor. Açık konuşayım, bu şartlarda çocuğumu okuldan almak zorunda kalabilirim.”

Velilerin ortak noktası ise net: Büyük umutlarla başlanan bir eğitim yolculuğu, organizasyon eksikliği nedeniyle sekteye uğramış durumda.

“Müzik eğitimi erken yaşta başlamalı” söylemiyle yola çıkan bir projenin, çocukların okula ulaşamadığı için yarım kalma riskiyle karşı karşıya olması, eğitim yönetimi açısından ciddi bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor. Uygulamalı eğitim, enstrümanla birebir temas, sanatla büyüme hedefleri; servis bulunamadığı için okula gidemeyen öğrenciler için bugün sadece kağıt üzerinde kalıyor.

Eskişehir’de sanatın geleceğini inşa etmesi beklenen bir okulun, temel bir lojistik sorunu çözememesi ise en hafif ifadeyle “akort kaçırmak” değil, doğrudan bir sistem arızası olarak değerlendiriliyor.

Şimdi gözler, bu soruna kalıcı ve acil bir çözüm üretip üretmeyeceği merak edilen yetkililere çevrilmiş durumda. Çünkü bu hikâyede kaybeden yalnızca veliler değil; belki de geleceğin sanatçıları.

Aksi halde bu okul, bir başarı hikâyesi değil, bir vebal olarak tarihe geçecek.