Türkiye’de sendikalaşma oranı yüzde 15 seviyesindeyken, Eskişehir’de bu oran yüzde 10’un altında kalıyor, bu rakam emeğin kenti Eskişehir'e yakışmıyor!
Eskişehir yine bir başarı haberiyle gündemdeydi. Türkiye’nin en akıllı şehri seçildik, dünyada da 15’inci sıradayız. Teknoloji, ulaşım, yaşam kalitesi, kent vizyonu… Hepsi gurur verici. Ancak insanın aklına şu soru geliyor: Bir kent gerçekten “akıllı”ysa, emeğin örgütlü gücünde neden aynı başarıyı gösteremiyor?
Petrol-İş Genel Başkanı Süleyman Akyüz’ün Eskişehir’de paylaştığı veriler önemli bir tabloyu ortaya koyuyor. Türkiye’de sendikalaşma oranı yüzde 14-15 seviyesindeyken, Eskişehir’de bu oran yüzde 10’un altında kalıyor. Oysa bu şehir, tarih boyunca emeğin ve üretimin merkezi oldu. Demiryolundan şekere, sanayiden kamu işletmelerine kadar Eskişehir’in hafızasında alın teri, vardiya düdüğü ve dayanışma kültürü var.
Peki bu güçlü geçmişe rağmen neden bugün örgütlülükte gerideyiz? Cevap aslında uzun yıllardır gözümüzün önünde. Özelleştirmeler, kapanan fabrikalar, taşeronlaşma, güvencesiz çalışma, değişen üretim modelleri ve bireyselleştirilen toplum yapısı… İnsanlar yalnızlaştırıldı, birlikte hareket etme kültürü zayıflatıldı. Genç kuşaklara hak aramanın değil, sessiz kalmanın daha güvenli olduğu öğretildi. Oysa örgütlülük; hakkını bilmek, hakkını savunmak, dayanışmak ve geleceğe birlikte sahip çıkmaktır.
Tam da bu noktada Eskişehir’de süren Doruk Madencilik işçilerinin direnişi çok önemli bir örnek olarak önümüzde duruyor. Doruk Madencilik işçileri örgütsüzlüğün değil, tam tersine örgütlü mücadelenin içinden yükselen güçlü bir direniş sergiliyor. Yeraltında ağır koşullarda çalışan emekçiler, birlik olunduğunda sesin nasıl büyüdüğünü, dayanışmanın nasıl güç yarattığını gösteriyor. Onların mücadelesi yalnızca kendi işyerleriyle sınırlı değil; bu kentte ve ülkede emek mücadelesi veren herkes için ilham verici bir örnektir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur. Sadece madenlerde değil; fabrikalarda, ofislerde, hastanelerde, okullarda, basın kuruluşlarında, belediyelerde ve hizmet sektöründe de örgütlülüğün büyümesi gerekiyor. Çünkü güçlü kentler ancak güçlü çalışanlarla, güçlü çalışanlar ise ancak örgütlü yapılarla mümkündür.
Kentleri akıllı yapan yalnızca dijital sistemler, uygulamalar ya da altyapı projeleri değildir. Kentleri gerçekten güçlü yapan; adalet duygusu, ortak mücadele kültürü ve birlikte üretme iradesidir. Eskişehir’in bugün yeniden omuz omuza durmaya ihtiyacı var. Daha fazla cesarete, daha fazla dayanışmaya, daha fazla örgütlülüğe ihtiyacı var.