Eskişehir sanayisinde yıllardır aynı yakınmayı duyuyoruz: “Nitelikli personel yok.” “Eleman bulamıyoruz.” “Üretim aksıyor.” Bu serzenişler fabrika sahibinden atölye ustasına kadar herkesin ortak cümlesi haline geldi. Bu soruna çözüm üretmek amacıyla Eskişehir Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü (EOSB), 2020 yılında ESBEM Sınav ve Belgelendirme Merkezi’ni hayata geçirdi. Bu kurum bugüne kadar binlerce kişinin mesleki yeterliliğini belgeledi.
Hedef açıktı. Uluslararası standartlarda, tarafsız, disiplinli bir sistem kurmak; Eskişehirli çalışanı yetkinliğine göre belgelendirmek; sanayicinin güvenle “Bu kişi işini biliyor” diyebileceği bir yapı oluşturmak.
Ancak bugün ortaya çıkan tablo, ciddi soru işaretleri taşıyor. Eskişehir sanayisinin merkezinde adeta bir “çantacı düzeni” konuşuluyor.
Şehrimize “sınav turizmi” mi geldi?
Bu yazıyı hazırlarken kapsamlı bir araştırma yaptım, sahada konunun uzmanlarıyla görüştüm. İşini hakkıyla yapan kurumları ayırarak ifade etmek gerekir ki, MYK belgelendirme gibi hayati öneme sahip bir alan, sosyal medya reklamlarıyla müşteri toplanan bir pazara dönüşmüş durumda. Bursa’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan gelen bazı sözde kuruluşların Eskişehir’de pazarlık usulü belge dağıttığı anlatılıyor. Bu aracılar, Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun belirlediği alt sınırları dahi görmezden gelip usulsüz indirimlerle piyasayı bozuyor.
Peki bunu nasıl yapıyorlar?
Küçük sanayi sitelerinde, Baksan’da günlük atölye kiralanıyor. Teknik altyapı yok, kurumsallık yok. Bir masa, bir sandalye, bir de “garanti” sözü…Fiyatlarda alt limit olmasına rağmen fatura iade oyunlarının döndüğü belirtiliyor.
“Sınavı geçiririz” vaadiyle, kaynak makinesine hiç dokunmamış kişilere “Uzman Kaynakçı” belgesi verildiği öne sürülüyor. Soruyorum: Böyle bir kişi yüksek riskli bir işte hata yaparsa, can kaybı yaşanırsa ya da büyük bir üretim tesisi zarar görürse bunun hesabını kim verecek?
Savunma sanayii devlerine ne oluyor?
Şehirde konuşulanlara göre bazı büyük firmalar da bu işi prosedür olarak görüp dışarıdan gelen yapılarla çalışabiliyor. Daha çarpıcısı, Eskişehir’in gururu olan, savunma sanayiinde dünya ile rekabet eden büyük kuruluşların da bu çarka dahil olduğunun söylenmesi. Sanayici için kurulmuş ESBEM dururken, şehir dışındaki kurum ve firmalardan hizmet alınabiliyor.
Belgeyi bir kâğıt, sınavı aşılması gereken bürokratik engel gibi gören anlayış, Eskişehir sanayisine zarar verir.
Asıl mesele budur.
Eskişehir için kurulmuş, denetlenebilir, kurumsal bir yapıyı bırakıp günübirlik çözümlere yönelmek ticari tercih olmanın ötesindedir. Bu, şehir aidiyetinin zayıflamasıdır.
Bu şehir size kazandırıyorsa, siz de bu şehrin kurumuna sahip çıkmalısınız.
Kendi sanayicisinin kurduğu, denetlenen, şeffaf ESBEM yanı başınızdayken; dışarıdan gelen, kim olduğu belirsiz, sınavsız belge dağıttığı iddia edilen yapılarla neden çalışılıyor, anlamak güç. Birkaç kuruş avantaj uğruna, yarın yaşanacak iş kazalarının bedeli hiç mi düşünülmüyor?
Şikayetvar.com’da tablo ağır.
MYK belgesi alan vatandaşlar ciddi şikâyetlerde bulunuyor. İnternet şikayet platformlarında sistemin suiistimal edildiğine dair çok sayıda paylaşım var. Bir kişi, “Eğitim verilmeden sınava alıp para topluyorlar” diyor. Bir başkası ise, “Eğitim bitmeden, sınav yapılmadan sertifikam hazırlandı, 3000 TL istediler” ifadelerini kullanıyor.
İşte “ucuz” ve “garantili” diye sunulan sistem budur.
Buna benzer yüzlerce örnek bulunabilir. Bu, eğitim değildir; açıkça düzenin kötüye kullanılmasıdır.
O zaman açık konuşalım.
Eğer bu usulsüzlüklere, bu çantacı düzene, sınav geçme garantili tiyatroya sessiz kalınacaksa, gelin ESBEM’i kapatın. Boşuna nitelikli personel hedefi konuşulmasın. Boşuna uluslararası akreditasyonlardan söz edilmeyin. Eğer liyakat yerine etiket satılacaksa, Eskişehir sanayisi bu anlayışa teslim edilecekse, ESBEM’in kapısına kilit vurun ki herkes gerçeği görsün.
Eskişehir sanayicisi önünde iki yol var: Ya kendi kurumuna sahip çıkıp liyakati savunacak ya da bu ciddiyetsizliğin bedelini gelecekte çok ağır ödeyecek.
Eğer belge işi başıboş bırakılacaksa…
Eğer günübirlik atölyelerde sınav yapılacaksa…
Eğer fiyat kırılarak piyasa bozulacaksa…
Eğer yeterlilik yerine garanti dağıtılacaksa…
Eğer bunlara göz yumulacaksa…
O zaman ESBEM kapatılsın.
Boşuna yatırım yapılmasın.
Boşuna nitelikli personel hedefi konuşulmasın.
Boşuna sanayinin geleceği tartışılmasın.
Çünkü kurala uyanın kaybettiği, kural delenin kazandığı yerde sistem ayakta kalamaz.
Vakit, sahtekârlığa karşı tavır alma vaktidir.