Bir kenti şehir yapan şey, yükselen beton yığınları değil; o kentin insanına sunduğu yaşamdır. Nefes aldıran alanları, estetiği, kültürü ve hafızasıdır. Tam da bu yüzden, Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e kazandırdıklarını “bir iki park, soğuk heykeller” diyerek küçümsemek, sadece bir eleştiri değil; bir anlayışın itirafıdır.
Çünkü o “bir iki park” dedikleri yerler, bu kentin nefesidir.
O “soğuk heykeller” dedikleri ise bu kentin ruhudur.
Şehir dediğiniz şey; sadece yaşanan değil, hissedilen bir yerdir. İnsanına değer vermeyen, estetiği yok sayan hiçbir yaklaşım, o şehri ileriye taşıyamaz.
Bugün “millet bahçesi” adıyla yapılanlara bakıyoruz… İsimler güzel olabilir ama mesele isim değil, içeriktir. Eğer ortaya konan şey doğayı büyütmek yerine azaltıyorsa, estetik yerine sıradanlığı koyuyorsa; orada şehircilikten değil, anlayış eksikliğinden söz edilir.
Eğer o alanlar bugün Yılmaz Büyükerşen’in vizyonuyla şekillenseydi, kimsenin şüphesi olmasın; kentin ortasında bir beton alan değil, yaşayan bir cennet olurdu.
Unutmayalım:
Parkı küçümseyen, insanı küçümser.
Heykeli küçümseyen, kentin hafızasını yok sayar.
Ve tarih her zaman şunu yazar:
Emeğe değer verenler iz bırakır,
Yok sayanlar ise sadece izler.
BETONU ÖVENLER, ŞEHRİN RUHUNU ANLAYAMAZ
Sevim Şahin
Yorumlar
Trend Haberler
Ahmet Ataç operasyonla ilgili ilk kez konuştu
Seydi Çayı’nın susuzluğu Eskişehir Sempozyumu’nda masaya yatırıldı
Eskişehir'de Doktor Mustafa Çamkoru Ortaokulu açıldı
Porsuk Çayı’nda cansız bedeni bulunan şahsın ölüm nedeni araştırılıyor
Öğrenciler “bas geç” ile ulaşımda nefes aldı
Eskişehir'de ölümlü kaza anı kamerada