Bazen bir hayal küçücük bir nesneye sığar.
Bazen de o nesne yıllar sonra yüzlerce çocuğun hayatına dokunan büyük bir iyiliğe dönüşür.
Bu yıl Eskişehir’de ilk kez bir iftar sofrasına katıldım. Davetlisi olduğum kişi ise iğneyle çalışarak hayallerine ulaşmış, şehrimizin kıymetli bir hayırseveri Tayfur Bayar idi.
Bugün 97 yaşında olan Tayfur Bayar’ın hikâyesi aslında bir azmin ve inancın hikâyesi.
Yıllar önce terzilik yaptığı, camı bile olmayan küçük bir atölyede çalışırken bir gün eskiciden bir okul zili satın alır. O günlerde bir okul yaptıracak gücü yoktur. Ama o zil, atölyesinin duvarına asılır ve her gün ona aynı hayali hatırlatır:
“Bir gün ben de bir okul yaptıracağım.”
Emekle, sabırla geçen yılların ardından o hayal gerçeğe dönüşür. Ve bugün Eskişehir’de öğrencilerin eğitim gördüğü Tayfur Bayar Anadolu Lisesi o hayalin eseridir.
İşte o okulda, öğrenciler, öğretmenler ve yöneticiler tarafından hazırlanan bir iftar sofrasında buluştuk. Ama bu sıradan bir iftar değildi. Sofrayı kuran da, hazırlayan da, servis eden de öğrenciler ve öğretmenlerdi. Her şey gönüllülükle hazırlanmıştı.
Masalara küçük notlar bırakmışlardı. Her birimiz için sevgi dolu, anlamlı mesajlar yazılmıştı.
Sonra öğrenciler Tayfur Bayar’ın yanına gelip ellerini öptüler, sevgiyle sarıldılar.
O an hem Tayfur Bayar’ın hem de sevgili eşinin gözyaşlarını tutamadığını gördük.
Belki de yıllar önce o camsız atölyede duvara asılan o küçük zilin sesi, o akşam yeniden yankılanıyordu.
Davete **Tepebaşı Kaymakamı, İlçe Millî Eğitim Müdürü, müftülük temsilcisi emekli vali yardımcısı .Okul Müdürü ETOS başkanı Nihal Bağcı ,Mustafa Kantarcı ve çok sayıda davetli de katılmıştı. Ama o akşamın gerçek kahramanı; yıllar önce hayalini bir zilin sesine emanet eden, emeğin ve iyiliğin değerini bilen bir terziydi.
En güzel olan ise öğrencilerin ve öğretmenlerin bu organizasyonu hep birlikte hazırlamış olmasıydı.
Sadece bir iftar yemeği değildi bu…
Bir vefa buluşmasıydı.
Bir teşekkür akşamıydı.
O sofrada sadece yemek paylaşılmadı; emek, iyilik de paylaşıldı.
Ve ben o akşam şunu düşündüm:
Belki de bir toplumun en büyük zenginliği, böyle insanların varlığıdır. Hayallerinden vazgeçmeyen, kazandığını yine topluma armağan eden insanlar…
Bir zamanlar camsız bir atölyede duvara asılan o küçük zil, bugün yüzlerce öğrencinin geleceğini aydınlatan bir okulun sesi oldu.
Demek ki bazen büyük değişimler;
büyük servet
Bir Hayalin Zili
Sevim Şahin
Yorumlar