Eskişehir, 2025 yılında iki kadın cinayetiyle sarsılmıştı. Biri karara bağlandı. Diğeri için 9 Mart bekleniyor.
Ama mesele yalnızca iki dosya değil. Mesele, her yeni duruşma gününün bu ülkede kadınların yaşam hakkı için bir sınav gününe dönüşmüş olması.
9 Mart: Deniz Oktay davası
22 Nisan 2025’te Tepebaşı’nda kaybolan 30 yaşındaki Deniz Oktay’ın cansız bedeni bir hafta sonra ormanlık alanda yakılmış halde bulunmuş, Aktaş; boğularak öldürülmüş, ardından benzin dökülerek 2 gün boyunca tekrar tekrar yakılmıştı. Sanık İdris Gökmen, ilk duruşmada cinayeti itiraf etti. Savcılık ağırlaştırılmış müebbet talep ediyor. Bir sonraki duruşma tarihi: 9 Mart. Bu tarih, bir mahkeme günü olmanın ötesinde kentte yaşayan her kadının “devlet beni koruyabilir mi?” sorusunun da cevabını aradığı gün olacak.
Temmuz 2025’te Tepebaşı Güllük Mahallesi’nde 29 yaşındaki dört çocuk annesi bir kadın, eski sevgilisi tarafından evinde bıçaklanarak öldürülmüştü. Sanığa ağırlaştırılmış müebbet verildi, iyi hal indirimi uygulanmadı. Evet, bu önemli bir karardı. Ama dört çocuk annesinin yokluğu değişmedi. Çocukların hayatındaki boşluk kapanmadı.
Eskişehir’in hafızasındaki o yara…
Bu kent, daha önce de akıl almaz bir kadın cinayetine tanıklık etmişti, hatırlayalım:
Emine Arslan… 2013 yılında, henüz 14 yaşındaki oğlu tarafından öldürülmüştü… Oğlunu cinayete azmettiren ise baba Cihat Arslan’dı. Bir çocuğun, annesini öldürmeye sürüklendiği bir dava… Şiddetin yalnızca bir kadını değil, bir çocuğun hayatını da nasıl kararttığının somut örneğiydi. Bu dava, kadına yönelik şiddetin aile içindeki karanlık boyutunu gözler önüne sermişti.
Eskişehir yalnız değil. Türkiye genelinde kadın cinayetleri yıllardır gündemden düşmüyor. 2015’te Mersin’de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan vahşice öldürülmüş, 2020’de Pınar Gültekin, Muğla’da eski erkek arkadaşı tarafından öldürüldü ve bedeni yakılmış, 2022’de Başak Cengiz, İstanbul’da sokak ortasında samuray kılıcıyla katledilmişti. Bu isimler yalnızca sembol. Her yıl yüzlerce kadın, çoğu en yakınındaki erkek tarafından öldürülüyor.
Ortak nokta ne?
Fail çoğunlukla tanıdık.
Şiddet çoğu zaman önceden biliniyor.
Koruma mekanizmaları ya yetersiz ya da geç kalıyor.
Peki 9 Mart neden bu kadar önemli? 9 Mart’ta görülecek duruşma, yalnızca Deniz Oktay dosyasının bir aşaması değil. Bu tarih, Eskişehir’in kadınlara nasıl bir mesaj vereceğinin göstergesi olacak. Caydırıcılık mı? Yoksa sıradanlaşma mı? Kadın cinayetlerinde mesele sadece cezanın ağırlığı değil. Mesele, bir kadının hayattayken korunup korunmadığı…
Bir kadın kaybolduğunda alarm sistemleri nasıl işliyor?
Şiddet sinyalleri ciddiye alınıyor mu?
Koruma kararları gerçekten uygulanıyor mu?
Adalet, ölümden sonra verilen cezayla sınırlı kalmamalı. Adalet, yaşam hakkını koruyabildiği ölçüde anlamlı değil mi?
9 Mart’ta Eskişehir Adliyesi’nde görülecek duruşma, bu kentin hafızasının canlı kalıp kalmayacağını gösterecek.
Deniz Oktay için, dört çocuk annesi kadın için ve adı haber bültenlerine bile yansımayan tüm kadınlar için…
Bu kentin 9 Mart’ta adaletle sınavı var.
Bu kentin 9 Mart’ta adaletle sınavı var
Şenay Bilik Yıldırım
Yorumlar