Sayılı gün çabuk geçiyor...

Gecen hafta yine İstanbul’daydım.
Yoğun bir temponun ardından kendimi birden yine Brüksel’de buldum.

Uzun zamandır oturup bir şeyler yazma ihtiyacı hissediyordum.
Nasip bugüneymiş...

 

Son günlerde Fransa’da gerçeklesen “Charlie Hebdo” olayları karşısında üzülmemek elde değil.
Bir zamanlar din savaşları yüzünden büyük acılar çekmiş ve sonunda Avrupa Birliğini kurmuş olan Avrupa devletlerinde bu günlerde neler oluyor?
Globalleşmeyle birlikte “demokrasi” kavramının daha da çıkmaza girdiği görülüyor. 

 ***

 İnsanın duygularını, düşüncelerini, fikirlerini paylaşma ihtiyacı duyması kadar doğal ne olabilir?
Ancak onların nerede, nasıl ve kimlerle paylaşıldığı çok önemlidir.
Yer, zaman, mekan, doğru insan ya da insanlar...
Sevgi ve saygıkuralları...
Bunları ayarlamak görevi de bize, beynimize düşüyor.
Konuştuğumuzda iletişim kurmuş oluyoruz ama aslında yaptığımız her şey çevremizdeki insanları etkiliyor.

Öfkeli bir bakışla hafif bir tebessüm arasındaki farkı görmemek mümkün müdür?

 

***

İnsanlar samimi olanı fark ederler.

İnsanlar kaliteli olanı da fark ederler.

John Ruskin“Kalite asla bir tesadüf değil, daima akıllı bir gayretin sonucudur”demiş.
Bana göre insanda kalite eğitimle, çok çalışmayla, eldeki imkânları en iyi şekilde kullanmayla,  düşünmeyle ve hedefle ilgili bir kavramdır.

Özellikle de hedef...
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocamızın şu sözleri aklımdan hiç çıkmıyor;
“Hedef piramidinizi iyi belirlemeye özen gösterin. Konuları önem sırasına göre tasnif edin.
Hedef piramidinizin tepesinde mezar taşınızda neyin yazılmasını istiyorsanız o olmalıdır. Her işe başlarken birinci özelliğiniz bu olmalıdır.”

 ***

 Hedefimizi seçerken kendimizi çok iyi tanımamız gerekiyor.

Değerlerimizi, inançlarımızı gözden geçirmemiz...

Mezar taşındaki yazılardan başka, ardında insanlık adına pek çok eser bırakmış olan, ayrıca  eski oturduğum sokağa ve kim bilir daha nice sokaklara adını verdirmeyi başarmış olan Alman filozof Albert Schweitzer’in de dediği gibi ;

“Mutluluğun anahtarı başarı değildir, başarının anahtarı mutluluktur.”

 

Söz mutluluğa gelmişken, şu an okumakta olduğum Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın“Mutluluk Psikolojisi” adlı kitabından hayatımızda daha az stres için şu önemli kuralları paylaşmadan edemeyeceğim;

 

Ayni zamanda tek bir isi yap!

Problemi kavra!

Dinlemeyi öğren!

Soru sormayı öğren!

Anlamlıyı anlamsızı ayır!

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır “ kuralını unutma!

Esnek ol! Önce kendini sorgula!

Hataları kabul et! Empatik düşün!

Dur, düşün, sonra konuş! Basitçe ifade et!

 Sakin ol! Gülümse!

 Zamanlamayı iyi yap!

 Sorunun çözümü varsa, üzülmeye değmez!

 Sorunun çözümü yoksa, üzülsen de sonuç değişmeyeceği için yine üzülmeye değmez!

 Bu yaşadığım bana ne öğretti?

 “Olmuş şeyde hayır vardır” kutsal sözünü unutma!

 Bazı aksilikler güzelliklerin habercisidir.

 Amacını unutma!

 Sorun odaklı değil, çözüm odaklı düşün!

 Sevginin beyninde mutluluk hormonu salgılattığını sakin unutma!