Aylardır hastane koridorlarında verilen büyük mücadele.

Ve bu mücadelenin ön cephesindeki kahramanlar… Koronavirüsü yükü altında yaşam mücadelesi veren entübe olmuş hastalarını yaşatmak için kendi yaşamlarından fedakârlık yapan beyaz önlüklüler…

Hastaları ile birlikte yüzlerce meslektaşını bu savaşta kaybeden doktorlar, hemşireler.

Her birisinin koronavirüsle verdikleri savaşta ayrı bir anısı ve hikâyesi var.

Ayşe teyzenin, Ahmet amcanın, Fatma ninenin ölümle yaşam arasında gün oldu tutundukları dalları oldular.

Yorgun bedenler… Aylardır sevdiklerinden uzak, evlatlarını görüntülü konuşmalarla cam arkasında sevmek zorunda kalan anne babalar…

Dahası üzerlerindeki koruyucu kıyafetleri 24 saat çıkarmadan hastanenin Covid-19 servislerinde hiç durmadan koşan hayatlar.

Kıyafetlerini çıkardıklarında yüzü tanınmaz hale gelen fedakâr sağlıkçılar…

Yetmedi….

Ayakkabısını çıkardığında terden ıslanan çoraplarını fark edemeyecek düzeyde yorgun düşüp yanındaki sandalyeye yığılan uykusuz bedenler…

Evet…

Bir yıla yaklaşan mücadelenin sonunda sağlık çalışanları, aşılanmaya başlayınca yüzlerinde sevgi tomurcuklarının açtığını gördüm.

Sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla aşılanmaya başladıkları haberini aldığımızda takvimler 14 Ocak 2021 tarihini gösteriyordu. Onlar için milat!

Sağlık Bakanının ilk aşı olması ile başlayan süreçte Eskişehir’de ilk aşı fotoğraflarını görünce içimdeki sevinç güvercinlerinin havalandığını hissettim.

Kendim aşı olmuş gibi sevindim.

İlk olarak pandemi ile mücadelede önemli bir merkez olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tanıdık arkadaşlarımın paylaşımını ile karşılaştım.

Önce Burçin Çakıroğlu Danacı Hanım…Bu mücadelenin kahramanlarından sadece biri. Aylardır yapmış olduğu paylaşımlarla meslektaşları ile zor şartlar altında görev yaptıklarını anlattı takipçilerine.

Gün oldu yoğun bakımda gördük kendisini, gün oldu Hastanenin servis koridorlarında arkadaşlarıyla birlikte omuz omuza çalıştıklarını paylaştı.

Sonra Eskişehirdenhaber.com sitesinde birlikte köşe yazarlığı yaptığımız kıymetli arkadaşımız Sevda Çakar Hanım paylaştı aşı olurken fotoğrafını.

Özellikle Sevda Hanım, hastanenin yoğun bakım ünitesinde görevli bir hemşire olarak bu savaşın tam orta yerinde görev yaptı/yapmaya devam ediyor.

Aylardır yoğun bakımda yaşadığı dramatik hikâyelerine ait etkileyici yazılarını okuyunca aşılanma onun için daha da değerli olduğunu düşündüm.

Son gördüğüm paylaşım yine üniversite hastanesindendi… Kıymetli hemşerim, Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı hocalarından Prof. Dr. Muzaffer Metintaş ile eşi Prof. Dr. Selma Metintaş aşı olduklarını paylaştılar.

Gün boyu yurdun dört bir yanında görev yapan sağlık çalışanı dostların fotoğrafları düştü ekranımıza…

Hepsinin yüzünde aşı ile gelen sevinç ve umut vardı. Onları böyle görünce bizde mutlu olduk.

Bu anları görmek ve yaşamak için ne çok beklediler… Hepsine minnettarız.

Sağlıkçı olmayan kişilerinde aşı olduklarına dair paylaşımlar ilişti gözüme. İnşallah gerçek değildir. Henüz bir açıklama yapılmadı bunula alakalı.

Aşılanma neden ilk olarak sağlık çalışanlarından başladı?  Aşı fotoğrafları neden paylaşılıyor diye zihin dünyası virüslü yorum sahiplerine bir sağlık çalışanın eşi olarak deriz ki;

Bu hastalıktan ölenler onların ellerinde son nefeslerini verdi.

Bu hastalıkla en çok onlar uğraştı/uğraşmaya devam ediyorlar,

Bu hastalıktan birçok meslektaşlarını kaybettiler,

Bu hastalığın ne kadar ciddi bir hastalık olduğunu en çok onlar gördü,

Sağlık personeli bir an önce bu hastalığın bitmesini istiyor. Çok yoruldu, yıprandı, hayatları alt üst oldu.

Kim ne derse desin ister Çin aşısı isterse Alman aşısı olsun fark etmiyor. Onlar bilime, aşıya, ilaca, tedaviye inanıyor.

Sağlık personeli bu aşının en zararsız aşı olduğunu biliyor. Çünkü canlılığını kaybetmiş mikroplarla yapılan aşı (şu an yapılan aşı) bugün kanser tedavisinde bile kullanılıyor (örneğin mesane kanserinde)

Sağlık personeli fotoğraf paylaşarak aşının zararsız olduğunu, ortaya atılan “aşı ile bize çip takacaklar”, “aşı olanlar ölecek” “aşı olan kısır kalacak” tarzı safsatalara inanmamak gerektiğini gösteriyor.

Özetle bu kadar doktor, hemşire, sağlık memuruna bize şunu söylüyor; biz olduk, siz de olun. Bu aşı güvenli bir aşı. Lütfen herkes olsun, bu virüs bir an önce bitsin.

Hepsinin gayesi insanlara aşı olmaları konusunda güven vermek…

Maskesiz bir yaşama, sosyal mesafelerden kurtulup birbirimize sarılabilmemiz için aşılanmadan başka da bir yol yok!

Yöneticiler kısa zamanda yeterli miktarda aşı temini yapar da bu beladan en kısa sürede toplum olarak kurtuluruz.

Son 300 yıl içinde yapılmış ve hepimizin yaşam kalitesini yükseltmiş. Çocuk ölüm oranlarını azaltarak ortalama yaşam beklentisini artırmış en önemli tıbbi icatlardan biri olan Aşı’nın hepimize şifa olması dileklerimle….