Eskişehir denildiğinde akla gelen ilk değerlerden biri lületaşıdır. Yerin altından çıkarılan, usta ellerde sanat eserine dönüşen bu beyaz taş, şehrin kültürel mirası ve ekonomik potansiyelidir. Peki, dünyada karşılığı olan bu değeri neden hak ettiği ölçüde ekonomiye kazandıramıyoruz?
Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) önemli bir rapor yayınladı. Raporu okuduğumda lületaşımızın değerinin bilinenden daha yüksek olduğunu anladım.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Anadoludakiler Projesi kapsamında hazırlanan Değer Zinciri Analizi, lületaşının önündeki fırsatları ve sorunları ortaya koyuyor.
Rakamlar dikkat çekici. Dünya genelinde pipo ve benzeri ürünleri kapsayan gümrük sınıflandırmasındaki ihracat, 2024 yılında yaklaşık 330 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin ihracatı ise 8,6 milyon dolar oldu. Ancak bu sınıflandırma yalnızca lületaşını kapsamadığı için rakamları Eskişehir lületaşının dünya pazarındaki payı olarak değerlendirmek mümkün değil.
Asıl mesele, bu potansiyelden ne kadar değer üretebildiğimiz.
Lületaşı ürünlerinin yaklaşık yüzde 95’inin ihraç edilmesi, uluslararası pazarda karşılığının bulunduğunu gösteriyor. Buna karşın sektörün üretim miktarı, işletme sayısı ve ekonomik büyüklüğü konusunda sağlıklı veriler bulunmuyor. Kayıt dışılık, sınırlı tanıtım, markalaşma eksikliği ve yetişen ustaların yerini alacak gençlerin azlığı, sektörün önündeki temel engeller arasında.
Eskişehir lületaşını ham madde ve geleneksel el sanatları sınırından çıkarıp güçlü bir dünya markasına dönüştürmek zorunda. Bunun yolu, ustaların emeğini korumaktan, gençleri yetiştirmekten ve tasarım gücünü artırmaktan geçiyor. Coğrafi işaretin etkin kullanılması, uluslararası pazarlama ve e-ticaret kanallarının güçlendirilmesi de bu dönüşümün önemli parçaları.
Üstelik lületaşının kullanım alanı pipo ve süs eşyalarıyla sınırlı kalmak zorunda değil. Filtrasyon, emici malzemeler ve farklı sanayi uygulamalarındaki potansiyeli araştırılmalı; teknik ve ticari açıdan uygulanabilir alanlar bilimsel çalışmalarla belirlenmeli.
Önümüzde yol gösteren bir rapor var. Şimdi ihtiyaç duyulan, önerileri kâğıt üzerinde bırakmayacak ortak bir irade.
Lületaşı Eskişehir’in geçmişinden kalan bir hatıra olarak görülmemeli. Doğru planlama, güçlü markalaşma ve sürdürülebilir üretimle geleceğin ekonomik değerlerinden biri olabilir. Beyaz altınımızın gerçek değerini bulması için artık taşı çıkarmanın ötesine geçip ona dünya pazarında hak ettiği yeri kazandırmalıyız.
Rapor ciddi bir çalışmanın sonucunda hazırlanmış emeği geçenlere teşekkür ederim. Yazıyı verilerle boğmamak için tüm istatistikleri yazamıyorum. Bu önemli raporun linkini ilgiler için bırakıyorum:
https://bebka.org.tr/dokuman/tr41-bolgesi-one-cikan-urunlerde-deger-zinciri-analizi/