Sahada iş insanlarıyla konuşuyorum. Herkesin dilinde aynı cümle: “Satıyoruz ama paramızı alamıyoruz!”
Esnaf mal veriyor, sanayici üretim yapıyor, tedarikçi sevkiyatını gerçekleştiriyor. Fatura kesiliyor, vadeler yazılıyor. Peki ya para? O, bir türlü kasaya girmiyor. İşletmelerin bir kısmı bugün müşteri bulamamaktan değil, sattığı malın bedelini tahsil edememekten zor durumda.
TBB Risk Merkezi verilerini inceledim. Rakamlar Eskişehir’deki tablonun hafife alınamayacağını gösteriyor. 2026’nın ilk dokuz ayında 2 bin 54 çek karşılıksız çıktı. Bu çeklerin toplam tutarı 1 milyar 887 milyon lirayı aştı. Protestolu senetlerin tutarı da yaklaşık 760 milyon liraya ulaştı.
Rakamların sahada karşılığı ise bambaşka: Bu rakamların arkasında ödenemeyen tedarikçi faturaları, bekleyen maaşlar, ertelenen yatırımlar ve kapıya dayanan kredi taksitleri var. Bir işletme alacağını alamadığında kendi borcunu ödeyemiyor. Onun ödeme yapamadığı işletme de bir başkasını bekletiyor. Tahsilat sorunu, ticaretin içinde büyüyen bir domino etkisine dönüşüyor.
En tehlikelisi de şu: Ciro var diye işletmenin iyi durumda olduğu sanılıyor. Oysa satış yapmak başka, parayı tahsil etmek başka. Defterde kâr yazarken kasada para kalmayabilir. Üretim sürebilir ama işletme, kendi kazandığı paraya ulaşamadığı için nefessiz kalabilir.
İş insanı bugün yalnızca maliyetle, faizle, rekabetle uğraşmıyor. Bir de sattığı malın parasını ne zaman alacağını hesaplıyor. Vadeler uzadıkça belirsizlik büyüyor; belirsizlik büyüdükçe yeni siparişe, yatırıma ve istihdama duyulan cesaret azalıyor.
Elbette bu veriler, Eskişehir’deki her işletmenin aynı durumda olduğunu göstermiyor. Ama çek ve senet rakamları, ödeme disiplininin ve tahsilatın ciddi biçimde sorgulanması gerektiğini söylüyor.
Ticaret, yalnızca malı satmakla dönmez; para zamanında el değiştirdiğinde döner. Satıcının alacağı, alıcının keyfine kalırsa piyasanın güveni aşınır. Güven aşınınca herkes peşin çalışmak ister; herkes parasını korumaya çekilir. Sonunda kaybeden yalnızca alacağını bekleyen işletme değil, bütün şehir olur.
Eskişehir’in iş dünyasının bugün ihtiyacı daha fazla fatura kesmekten ibaret değil. Ödeme zincirinin yeniden işlemesi, alacağın zamanında ödenmesi ve ticarette güvenin korunması gerekiyor. Çünkü işletmelerin canını sıkan yalnızca işlerin azalması değil; yaptıkları işin karşılığını alamamak.