Eskişehir Ticaret Odası’nın 2025 yılı faaliyet raporunda 7 bin 906 haber için 37,36 milyon TL reklam eşdeğeri hesaplanırken, basın-yayın gideri yaklaşık 3,1 milyon TL olarak yer aldı. Üstelik bu giderlerin önemli bölümünü billboard, broşür ve diğer tanıtım çalışmaları oluşturuyor. Bu tablo, ekonomik zorluklarla mücadele eden yerel basına bakış açısını yeniden tartışmaya açıyor.
Bir gazeteci olarak Eskişehir Ticaret Odası’ndan (ETO) gelen basın bültenini değerlendiriyor, haber değeri taşıyorsa düzenleyip okuyucuyla buluşturuyorsunuz.
Sizin için bu, gazetecilik faaliyetidir.
Ancak ETO’nun faaliyet raporuna baktığınızda, yaptığınız haberin kurum açısından başka bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz: Reklam eşdeğeri!
Üstelik milyonlarca liradan söz ediyoruz.
ETO’nun 2025 yılı faaliyet raporunda 7 bin 906 haber karşılığında 37 milyon 360 bin TL reklam eşdeğeri hesaplanmış.
Buna karşılık aynı yılın basın-yayın gideri yaklaşık 3 milyon 100 bin TL.
Yani hesaplanan reklam eşdeğeri, raporlanan giderin yaklaşık 12 katı.
Elbette reklam eşdeğeri, kurumun kasasına giren para ya da doğrudan tasarruf ettiği tutar değil. Haberlerin reklam olarak yayımlanması durumunda oluşabilecek tahmini değeri ifade ediyor.
Ancak bu hesaplama bile gazetecilik emeğinin kurumlar açısından ne kadar büyük bir ekonomik karşılık oluşturduğunu göstermesi bakımından önemli.
Altı yılda 107 milyon liralık reklam eşdeğeri
ETO’nun son altı yıllık faaliyet raporları incelendiğinde tablo daha da dikkat çekici hâle geliyor.
2020 yılında 4,6 milyon TL olan reklam eşdeğeri, 2021’de 8,8 milyon, 2022’de 17,7 milyon TL olarak hesaplanmış. 2023’te 768 bin TL’ye gerileyen bu değer, 2024’te 38,6 milyon, 2025’te ise 37,36 milyon TL’ye ulaşmış.
Altı yılda hesaplanan toplam reklam eşdeğeri 107,3 milyon lirayı aşıyor.
Peki, bu görünürlüğü sağlayan gazetecilik emeğine nasıl bir değer biçiliyor?
İşin dikkat çekici tarafı da burada başlıyor.
ETO’nun 3,1 milyon liralık basın-yayın giderinin tamamı gazetelere, internet haber sitelerine veya diğer medya kuruluşlarına aktarılmış değil. Bu kalem içerisinde billboard, broşür ve benzeri tanıtım çalışmaları önemli yer tutuyor.
Dolayısıyla şu soruyu sormak gerekiyor:
37,36 milyon liralık reklam eşdeğeri hesaplayan ETO, bu görünürlüğü sağlayan yerel basın kuruluşlarına doğrudan ne kadar reklam ve ilan bütçesi ayırdı?
Yerel basın reklam desteği olmadan nasıl ayakta kalacak?
Aslında mesele yalnızca ETO değil.
Eskişehir’deki meslek odalarının, belediyelerin, kamu kurumlarının ve büyük kuruluşların yerel basına bakış açısı da bu tartışmanın bir parçası.
Bugün yerel gazetecilik ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Personel giderleri, sigorta primleri, ofis masrafları ve teknolojik altyapı maliyetleri her geçen gün artıyor. Buna karşılık reklam gelirleri birçok yayın kuruluşunun giderlerini karşılamakta yetersiz kalıyor.
Bir kentin sorunlarını gündeme taşıyan, yöneticilerini sorgulayan, esnafın, sanayicinin ve vatandaşın sesini duyuran yerel basının ayakta kalması, yalnızca gazetecilerin sorunu değildir.
Güçlü bir yerel basın, güçlü bir kent demokrasisinin de güvencesidir.
Bu nedenle ETO gibi ekonomik gücü ve geniş üye kitlesi bulunan kurumların yerel medyaya reklam desteği sağlaması önemli.
Burada kastettiğim, haber karşılığında para ödenmesi değil. Gazetecilik ile reklamcılık arasındaki sınırın korunması şart.
Ancak kurumların tanıtım bütçelerini planlarken billboardlara, broşürlere ve diğer mecralara ayırdıkları kaynakların yanında yerel gazete ve internet haber sitelerine de adil ve şeffaf biçimde yer vermesi gerekiyor.
Çünkü yerel basına verilen reklam, sadece bir tanıtım harcaması değildir. Aynı zamanda o kentte gazeteciliğin sürdürülebilirliğine sağlanan katkıdır.
Üstelik reklam desteğinin editoryal bağımsızlığı etkilememesi, eleştirel yayın yapan kuruluşların da ayrımcılığa uğramaması gerekir.
Basınla ilişki kahvaltıdan ibaret olmamalı.
Kurumların gazetecilerle bir araya gelmesi, basın toplantıları düzenlemesi, kahvaltı organizasyonları yapması elbette iletişimin bir parçasıdır.
Ancak bunlar sağlıklı bir basın ilişkisinin tek ölçüsü olamaz.
Gazetecilik emeğine değer vermek; basını yalnızca bültenlerin yayımlandığı ücretsiz bir tanıtım alanı olarak görmemek, bilgiye erişimi kolaylaştırmak ve reklam politikalarında hakkaniyetli davranmakla mümkündür.
ETO’nun basın bürosunun kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik çalışmalarını elbette önemsiyorum. Ancak başarıyı yalnızca yayımlanan haber sayısı ve bunların parasal reklam karşılığı üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım.
Çünkü o haberlerin arkasında muhabirlerin, editörlerin ve yayın kuruluşlarının emeği var.
ETO’ya son bir soru
ETO’nun faaliyet raporunda yer alan iki rakamı yeniden hatırlatalım:
Basın-yayın gideri: 3,1 milyon TL.
Hesaplanan reklam eşdeğeri: 37,36 milyon TL.
Bu tutarlar doğrudan karşılaştırılabilir mali değerler değil. Ancak aralarındaki büyüklük farkı, basınla kurulan ekonomik ilişkinin sorgulanmasını gerektiriyor.
ETO’nun bu giderler içerisinden yerel basına doğrudan ne kadar reklam bütçesi ayırdığını açıklaması, tartışmanın daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacaktır.
Benzer bir şeffaflık, Eskişehir’deki diğer büyük kurum ve kuruluşlar için de gerekli.
Çünkü bugün yerel basının ihtiyacı yalnızca basın bülteni, davet ya da teşekkür değil; bağımsızlığını koruyarak ayakta kalabileceği sürdürülebilir bir ekonomik yapı.
Kurumlar medyada görünür olmanın milyonlarca liralık değerini hesaplıyor.
Peki, o görünürlüğü sağlayan yerel gazeteciliğin yaşaması için ne kadar sorumluluk üstleniyor?
Bence üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele bu.