Ramazanı ramazan yapan güzelliklerden biri de davulculardır. Bugün elinde küçücük davuluyla teneke çalar gibi, hızlı hızlı safurdan iki saat önce gezen davulcular değil tabii.. Hatta bu yıl davulcular da çağ atlamış dedirten motorlu davulcuyu da gördüm. Birisi motorsikleti kullanıyor, arkasında oturmuş davulcu, saniyeler içersinde davulunu çalarak geçiyor.

Bizim çocukluğumuzda iri yarı, yaşlı, hiç değişmeyen bir davulcumuz vardı. Ramazandan ramazana değil, gerçek mesleğiydi davulcuk. Ramazan sonrası çarşıda, pazarda gördüğümüzde “Bizim davulcu” derdik. Saygıyla bakardık yüzüne…

Bizim davulcuyu “Bizim davulcu” yapan, önce kocaman davulu vardı, zor taşırdı onu. Sonra davulunun tek tarafında güm güm tokmağını vurmaz, iki tarafını da kullanır, bir tarafına tokmağı vururken diğer tarafına da ince sopasıyla tokmağın sesinin aralarını doldururdu. Bir özelliği de safurda, tam zamanında yavaş yavaş, uyandıra uyandıra gezerdi. Büyükler çocukları oruç tutsada tutmasa da davulcuyu görsünler diye uyandırırlardı. Pecerelerde üst üste onu görmek isterdik. Hatta büyükler bile çocuklar gibi görmek, dinlemek için heyecan duyarlardı. Arada bir de bahşiş için kapıya gelirdi. Gelirdi ama her evin kapısında başka maniler söylerdi. Bazen komşular perdenin arasından bakar, birkaç mani söyletmek için kapıyı geç açarlardı. O zaman onlara “beni fazla bekletme, gezeceğim çok kapı var” diye gördüğünü anlatan manisini de söylerdi. Yanında bir de genç olurdu, elindeki uzun sopa. Ona evlerden havlu, yağlık (Büyük mendil) bağlayan olurdu.

O güzelim ramazan davulcularımız, manileri hep yok oldu. Şimdi kapıya gelip, zile basıyorlar , sadece “Davulcu” diyorlar. Ramazanlar devam ediyor, davulcular safurda uyndırmak gibi bir işlevi yok, adet yerini bulsun deseniz, geleneğimizde manilerimiz vardı. O maniler unutuldu yok oldu. Çoluk çocuk bir davulcu heyecanı, coşkusu yaşanırdı o da yok oldu. Çünkü davulculuk babadan oğla geçen mesleklerden biri idi. Gündüzleri bir işleri, bir meslekleri vardı. Davulculuğu severek daha doğrusu gönüllü yapıyorlardı. Ve de eskiden bahşişi hak ediyorlardı ve hakkı diye veriliyordu. Davulcu çaldı mı çaldı niyetinde olunca “Bizim davulcu” olamıyor. Ramazan’ın bir parçası da olamıyor. Erken geçen davulcu uykuyu bölmekten başka bir şey de yapmıyorlar. Geleneklerini terk eden bir ulus olduk. Geleneklerimizi yaşatmıyoruz, geliştirmiyoruz. Motorsikletli davulculuk ramazan davulculuğumuzu yozlaştırıyor