Eskişehir’in frenine basan kim…

Nasıl bir laf dediniz sanırım.

İnanın bir daralmanın bir bunalmanın verdiği duyguyla bu soruyu ben kendime sordum ve sizinle paylaşıyorum.

En güncelinden başlıyayım.

Şehrimizin en tanınmış dünya markası olan Eskişehirspor.

Eskişehirsporumuzu birileri geldi hoyratça, umursamazca yönetmeye çalıştı, yedi, içti, sömürdü ve posa halinde bırakıp gitti.

Nice badirelerden sonra mevcut yönetim sağolsunlar  her biri bu şehrin tarihine altın harflerle yazılacak isimler, sevgili Mehmet Şimşek Başkan’ın liderliğinde efsaneyi yaşatmanın savaşına giriştiler.

Geldiğimiz günde kulübü uçurumun kenarından alıp işler duruma getirdiler hem de yaklaşık 45 milyonluk dosyayı kapattılar.

Önümüzde en büyük engel olan Trabzonspor dosyasının kapanması içinde dosyakapat.com adı altında online bir kampanya başlattılar , son baktığımda yaklaşık 400 bin TL toplanmış durumdaydı.

Sayfada çok verenden aşağıya doğru isimler var ve ilginçtir ki en çok katkı verenler ya eski futbolcularımız, teknik direktörümüz, başka şehirden işadamları, ve yurt dışından sevenlerimiz.

Eskişehir’den ne bir siyasi ne bir önde gelen ne bir önder olacak kimse yok.

 Bunun yanında yine biliyorsunuz sezon başı Türkiye profesyonel liglerinde yalnızca bizim 3 puanımız silindi, bizden baya kötü tablosu olan ama maharetli siyasetçilerin sahip çıktığı özellikle şehir takımları cezadan yırttı ama sahipsiz, kendi başına kalmış Eskişehirspor’un alın teriyle kazandığı 3 puan çatır çatır silindi.

Kim sildi? Türkiye Futbol Federasyonu lisans kurulu.

 Kim bu federasyon, siyasi iradenin oluşumuna karar verdiği, seçilenlerin özellikle belirlendiği bir yapı, başkanı kim devletten ihale almada dünya sıralamasında olan şirketin sahibi.

Bu şehirden kimse bu adama ya da bu adama etki edeceklere ulaşıp da bu işe müdahil olmadı mı, olamadı mı cevapsız bir soru.

İşte ben buna şanssızlık diyemiyorum ve iç çekiyorum.

Gelelim ikinci aktüel konumuza, şu meşhur ilçe yollarımız var günlük haberleri takip ederken kaza haberlerini, can kayıplarını sıklıkla okuduğumuz, gördüğümüz ve artık aşkımız ilçe yollarımız gibi olsun hiç bitmesin denilen, ironi malzemesi yapılan ilçe yollarımız.

 Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamayı detaylı okuduğumda kafam karıştı, temennim yanılmaktır ama cümleler yine önümüz sürece uzatılacak gibi görülmekte.

Teklif edilecek, mahkeme kararı beklenecek, çalışmaya eklenecek gibi teknik hafızamda net olmayan cümleler beni umutsuzluğa sürükledi.

Afyon’un, Bilecik’in, Ankara’nın, Kütahya’nın her yönümüzden yollarını yapıp bizim il sınırlarımıza kadar getirdikleri yollar ne hikmetse Eskişehir il sınırı tabelasını gördüğü yerde şak diye kesiliveriyor.

İşte bu noktada diyorum.

Bu şehrin bu işleri bunca zamandır niye olmuyor, bu şehrin değerlerine niye sahip çıkılmıyor ya da bu şehirde yaşayanlar bunu niye umursamıyor ya da niye duyarsız kalıyor.

Hatırlatayım daha önce bir yazımda yine değinmiştim bu şehrin çocukları niye değer görmez diye.

 Bakın ilimizde kamu kurumlarımıza, yönetenler, idare edenler neden bu şehrin sokaklarından gelenler değil.

Niye boş bir daire başkanlığına Ankara’dan bir üst düzeyin damadı gelir, niye bir ilin milletvekili istedi diye 27 yaşında bir delikanlı paraşütle daire başkanı, hastane müdürü olur. 70 tane profesör olan bir fakülteye Bursa’dan niye dekan getirilir, yine 10 profesör olan fakülteye Ankara’dan dekan getirilir.

Eskişehir’in kurumları kimsenin babasının malı değil bu devletin, bu milletin, Eskişehirlinindir. Bu noktada sahip çıkmak, savunmak kusura bakmasınlar bizim işimizdir.

Sahip çıkmayanlar utansın, göz yumanlar utansın, ses çıkarmayan, çıkaramayanlar utansın.

Ben bu makamdan kalktıktan sonra nasılsa bu şehirde işim olmayacak düşüncesi bu şehre hiçbir şey vermez, verdirmez dahası emmioğlunu, dayıoğlunu, damadı, gelini bir güzel makam mevki sahibi de yapıverir nasılsa sahipsiz şehir ya kim ne diyecek kim hesap soracak.

Konu nereden nereye geldi diyeceksiniz ama öyle değil bu şehrin markası Eskişehirspor’un kaderi neyse, Eskişehir’in yollarının kaderi odur, Eskişehir’in kurumlarının kaderi de odur, Eskişehir’in çocuklarının da Eskişehirlinin de kaderi odur.

Bu şehri seven, bu şehrin insanını seven, yüreği bu şehrin değerleri için atan biri olarak söylüyorum ki bu kader elbet değişecektir.

İşini layıkıyla yapan ve şehri düşünen, şehre sahip çıkmayı vazife bilen birileri o partiden, bu partiden bir gün mutlaka gelecektir.

Gelmelidir.

Eriyoruz, gidiyoruz, bitiyoruz cümleleri iddialı cümleler ama ortada gerçek olan bir durum var. Sahipsiz bırakılmanın verdiği duyguyla bu şehir değer kaybediyor, değerlerini kaybediyor.

Bunun sorumlusu muhataplarıdır, ama sahip çıkacakta bu şehrin çocuklarıdır.

Tek isteğim bu şehrin frenine basan kimse ayağını frenden çeksin…

Saygıyla.

 Eskişehirli olun ve öylede kalın.