O’nun öyküsü 1856 yılında Amerika Ordusunun Supply adındaki gemiyle İstanbul’a gelerek Hariciye Nezaretine başvurup 30 adet deve satın almak için izin istemesiyle başladı. Bunun nedeni 1846 da başlayan Meksika savaşı sonucu ilhak edilen Teksas, Arizona, California, Nevada, Utah, Colorado ve New Meksiko’nun batı bölgelerini içeren çöl ve dağlık arazilerden oluşan coğrafyada atların işe yaramamasıydı. Çöl şartlarında develer, at ve katıra nazaran daha dayanıklı, daha hızlı, açlık ve susuzluğa uzun süre dayanabilen üstelik nal istemeyen bir hayvandı. Lojistik hizmetler için bu coğrafyada idealdi. Bu nedenlerle ABD tarihinde ilk defa bir “Deve Birliği” kurulması 1855 yılında kongrenin onayıyla kabul edildi. İstanbul’a gelen Supply gemisi Binbaşı Henry C. Wayne ve donanmadan Yüzbaşı David D. Porter 10 Kasım 1955’de Osmanlı Hariciye Vekaletine Mısır ve Anadolu’dan otuz devenin satın alınıp Amerika’ya götürülebilmesi için yazılı talepte bulundular. (Belge Osmanlı Arşivlerindedir).

Padişah I. Abdülmecid’e sunulan talep Abdülmecit tarafından irade buyuruldu.  Hatta fazladan üç deveyi de onlara hediye etti. Çok mutlu olan Amerikalılar Sultan’a iletilmek üzere İzmir valisine dört adet tüfek hediye ettiler ve develer Supply gemisine yüklendi. Amerikalılar 1857yılında aynı gemiyle ikinci bir deve seferi daha yaptılar. Yükledikleri develerle  birlikte toplam 75 deve Amerikalılara “Türk askeri yardımı” olarak verilmiş oldu.

DEVELERE KİM BAKACAK?

İşte hikâyemiz burada başladı. Develerin bakımı için bu işten anlayan bakıcılara ihtiyaç vardı. Kollar sıvandı. Sonuçta İzmir’de yaşayan HACI ALİ isminde bir Osmanlı vatandaşı ve yedi kişi develerle beraber kafileye katıldı. Kahramanımız Hacı Ali’nin Amerika serüveni böyle başlamıştı. Hacı Ali, bir Osmanlı tebaası olarak Suriyeli bir baba ile Yunanlı bir anneden doğma. Buna rağmen Müslüman dinini kabul etmiş. Asıl adı Ali. Daha sonra hacca gidip geldiğinden Hacı Ali olarak biliniyor ve İzmir’de yaşıyordu. Geçmişi ve hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. U.S. Supply gemisi 15 Şubat 1855 tarihinde 33 deve, ve sekiz bakıcıyla birlikte Amerika’ya doğru yola çıktı. Bu uzun yolculukta özellikle Hacı Ali develerin bakımına gösterdiği titizlikle dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Yüzbaşı Porter, bu uzun ve yorucu yolculukta İzmir’de gemiye dâhil olan deve bakıcıları için Hacı Ali’ye, danışarak bir yönetmelik hazırladı. Develerin yanında sürekli bakıcılar duruyor, beslenmesi, istirahati, her devenin günde yarım saat bacaklarının ovularak fırçalanması ve haftada bir tuz verilmesi gibi işlerin eksiksiz yerine getirilmesi Hacı Ali’nin nezaretinde yapılıyordu.

HACI ALİ’DEN Hİ JOLLY’E

14 Mayıs 1856’da U.S. Supply gemisi ile Teksas’a gelen Hacı Ali, Ağustos’ 1856’da deve sürüsü ile birlikte uzun yıllar yaşayacağı San Antonio’nun kuzeybatısındaki Camp Verde’ye geldi. 25 Ekim 1856 tarihinde yaptığı sözleşmeye göre, Camp Verde’de Hacı Ali’ye ayda 15 dolar maaş verilecekti. Hacı Ali işe koyuldu. Herkes onu çok sevmişti ama isminin telaffuzu Amerikalılar için çok zordu. Sonunda “Hacı Ali” ismini bir türlü söyleyemeyen Amerikalılar ona “Hi Jolly” demeye başladılar. Artık adı bizim için Hacı Ali, Amerikalılar için Hi Jolly’di. Hi Jolly ve develeri giriştikleri her görevi başarıyla tamamladılar. İlk deneyde Camp Verde’den 60 mil uzakta bulunan San Antonio’ya yulaf temin etmek üzere her biri 6 katırdan oluşan 3 araba ile 6 adet deve gönderildi. Katırlar bu yükü 5 günde Camp Verde’ye ulaştırırken, Hi Jolly’nin develeri aynı yükü iki gün içinde kampa ulaştırmışlardı. Hacı Ali’nin asıl zorlu görevi, Arizona’dan California sınırına uzanan bir araba yolunun geçeceği güzergâhları tespit etmek için görevlendirilen Amerikan Ordusundan Edward Fitzgerald Beale ile çıktığı ve yaklaşık 4 ay süren yolculuktu. Sonuçlar beklentilerin çok üstündeydi. Öyle ki Hacı Ali’nin develeri sadece lojistikte değil savaşırken de işe yarıyordu. Bir taşıma kervanı Mohave Kızılderili grubunun saldırısına maruz kalınca Amerikan birliği, adamlarını develere bindirerek Kızılderililere karşı saldırı düzenlediler ve saldırıyı püskürttüler. İşler iyi gidiyordu.  Amerikan Deve Birliği Hi Jolly liderliğinde 1861 yılına kadar başarıyla görev yaptı.  

DEVE BİRLİĞİ DENEYİMİNİN SONU

Talihsizlik 1861 yılında başladı. O yılın Nisan ayında Amerikan iç savaşı başladı. Birleşik Devletler kuvvetleri Teksas’tan çekilince Hacı Ali’nin bulunduğu Camp Verde, Konfederasyon birliklerinin eline geçti. Onlar develeri tanımıyorlardı. Amerika’nın batısında yer alan toprakların keşfinde çok işe yaramış olan develerin artık fazlaca önemi kalmamıştı. 1861-1865 arası gerçekleşen Amerikan iç savaşı Deve Birliğinin sonu oldu. Develer iç savaş devam ederken 1.945 dolar karşılığında elden çıkarıldı, bir kısmı ise geniş çöle salındı. Bazıları sirklere veya maden şirketlerine devredildi, bazıları hayvanat bahçelerine konuldu ve bazıları ise doğaya bırakılarak yerlilerin ve avcıların hedefi haline geldi. Hem develer hem de Hacı Ali için çok zorlu bir dönem başlamış, Hacı Ali Amerika’nın uçsuz bucaksız çöllerinde bir anda işsiz kalmıştı. Her şeye rağmen 38 yıl daha Amerika’nın güneybatısında hayata tutunmaya çalıştı. Zamanını, keşfetmesine ve kurulmasına yardım ettiği yollar üzerinde, yük taşımacılığı ve zaman zaman da Birleşik Devletler süvarileri için izcilik hizmeti yaparak geçirdi. 1870-1880 yılları arasında Sioux, Cheyenne ve Arapho Kızılderililerine karşı yapılan savaşlara izci olarak katılan Hacı Ali artık Amerika’nın güneybatısında iyiden iyiye tanınmaya başlamıştı. Giriştiği birkaç ticari işte başarısız oldu.  

SONA DOĞRU

 1880’de Tuscon’da bir ordu birliğinde izci olarak tekrar görev aldı ve Amerikan vatandaşlığına geçti ve Philip Tedro ismini aldı. Hacı Ali aynı yıl Meksika asıllı olan Gertrudis Serna’yla evlendi ve bu evlilikten Amelia ve Herminia isimli iki kızı oldu. Ama  Hacı Ali yerleşik yaşama alışkın değildi. Develeri gibi özgür yaşama tutkusu içini kemiriyordu. Ailesinin yanında çok uzun süre kalamadı. Kızları doğduktan sonra, daha önce istemeden de olsa doğaya saldığı develerini tekrar bulmak için yollara düştü.

Hastaydı. Yoksulluk ve yalnız bir yaşam onu hasta etmişti. Hastaneye yatırıldı.1898’de uzun yıllardır ayrı yaşadığı karısı Gertrudis, Hacı Ali’yi  Tucson’da St. Mary’s Hastanesi’ne onu ziyaret etmeye gitti. Ancak Hacı Ali’ye kızgın ve kırgındı. Kızlarını yanında getirmedi. Hacı Ali bir türlü iyileşemiyordu. Maddi sıkıntı çekiyordu. Eski dostları ona 15 dolarlık bir emekli maaşı bağlanması için müracaat ettiler. İstek, orduda sözleşmeli olduğu bu nedenle kaydının olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Hacı Ali böylece 1856 yılından itibaren katıldığı tüm askeri görevlerin dikkate alınmadığını acı bir şekilde öğrenmiş oldu. Sağlığı ve umudu azalmaya devam ediyordu. 1902 yılında Arizona çölünde küçük bir kasaba olan Quartsite geldiğinde yanında sadece birkaç katır vardı. Burası onun son durağıydı. Kendisine edindiği küçük bir kulübede yaşayamaya başladı ve 16 Aralık 1902’de Arizona ve Colorado Nehri arasındaki eski bir çöl yolunda ölü olarak bulundu. 74 yaşındaydı. Hacı Ali’nin üzerinde kırk sent değerinde üç gümüş sikke ve bir paket de tütün vardı. Cansız bedeni çölün ortasında bulunduğunda, vücudunun bir kısmı çöl kumlarıyla kaplıydı ve Hacı Ali’nin kolları uzun süre önce ölmüş olan bir devenin boynuna sarılı haldeydi.

Hİ-JOLLY EFSANESİ YAYILIYOR

Hacı Ali ölümünün ardından Quartzsite kasabasının mezarlığına gömüldü. Ölüm haberi ilk kez 24 Aralık 1902 tarihli The Arizona Sentinel gazetesine “Hi Jolly Gone/Hi Jolly Gitti” başlığıyla yansıdı. The San Francisco Call, The Arizona Republican gazeteleri de Hacı Ali’nin ölümünü haber yaptılar. Öldüğünde Quartsite kasabasında basit bir mezarlığa gömülmüştü. 1935 yılıydı. Mezarlığın önünde bir yol yapımı vardı.  Arizona Karayolları departmanından James L. Edwards bir proje kapsamında, Hacı Ali için piramit şeklinde bir kaidenin üzerinde bakırdan yapılmış deve figürünün bulunduğu bir anıt mezar tasarladı ve inşa etti. Nogales International gazetesinin haberine göre, 5 Ocak 1936 tarihinde anıt mezarın açılışı için bir tören düzenlendi. Törende konuşan tarihçi Elizabeth Toohey, ABD hükümetinin sadece develeri kaderine terk etmekle kalmadığını, aynı zamanda ülkeye büyük hizmetleri bulunan deve sürücüsü Hacı Ali’nin tedavisini de reddettiğini belirterek, yoksulluğun tüm acısını çeken Hacı Ali’nin küçük düşürüldüğünü ve yalnız bırakıldığını ifade etti.  Anıt mezara bakır kutular içerisinde Hacı Ali ve döneme ilişkin belgelerin yanı sıra, 1856 yılında Hacı Ali ile birlikte Amerika’ya gelmiş olan ve 1934 senesinde Los Angeles Hayvanat Bahçesi’nde 80 yaşında ölen Topsy isimli devenin külleri de kondu. Yazılı bir plaket kaideye asıldı. Plakette şunlar yazıyordu; “Hi Jolly’nin son kampı. 1828’de Suriye civarında doğdu. 16 Aralık 1902’de Quartzsite kasabasında öldü. 10 Şubat 1856’da bu ülkeye geldi. Deve sürücüsü, paketleyici ve kılavuz olarak 30 yıldan fazla Birleşik Devletler Hükümeti’ne doğrulukla hizmet etti.”

Hİ JOLLY DÜNYANIN FENOMENİ OLUYOR

Gerçekten de Amerika’ya geldikten sonra yaklaşık 45 sene zor şartlarda çalışmış olan Hacı Ali, yaşadığı dönemde umduğu hayatı ve etkiyi yaratamamışsa da özellikle anıt mezarının açılması sonrasında Amerika tarihinin en ilgi çekici simalarından biri olarak popülerleşti. Arizona, özellikle de Quartzsite halkı bu efsaneye sıkı sıkı sarıldı. Her yıl 10 Ocak tarihinde Osmanlı topraklarından gelen bir Müslüman göçmenin anısına düzenlenen Camelmania-Hi Jolly Daze/Hi Jolly Festivali ile efsane yaşatılmaya çalışıldı. Son yıllar da Türklerin  de bu festivale katıldığını görüyoruz. Adına bestelenen “Hi Jolly, Camel Driver” adlı beste ise batının en çok bilinen ve söylenen şarkılarından biri oldu ve pek çok sanatçı tarafından seslendirildi. (https://www.youtube.com/watch?v=98gvpo-bO2w) İlk kez 1962 yılında, New Chiristy Minsterals adlı gurubun solisti Randy Sparks adlı sanatçının “Ramblin” isimli albümünde yer aldı ve parça pek çok ödül kazandı. (https://www.youtube.com/watch?v=OZ5pKav9vCU )

Yazar Jim Kjelgaard tarafından 1959 senesinde Hi Jolly isimli ilk roman basıldı. Ayrıca radyo programlarına ve sinema filmlerine de konu oldu. Bunlarda biri Develer Geliyor adlı bir radyo programıydı. Hacı Ali figürünün yer aldığı ilk sinema filmi ise 1954 senesinde çekilen Southwest Passage/Güneybatı Geçidi isimli western filmidir. Hacı Ali sadece Amerika’da değil Avrupa’da da ilgiyle karşılanmış ve Avrupa menşeli bir çizgi roman olan Red Kit, sayfalarına Hacı Ali’yi de dâhil etmişti. Ve hepimizin bildiği Türk tütününden yapılan CAMEL sigarası Hacı Ali’nin mezarındaki deve figürünü paketlerinde marka yüzü olarak kullandı. Hikaye ve yönetmenliği Mert Türkoğlu’na ait Amerikan tarihine yön veren bir kahramanın hayatını konu alan “Hacı Ali” belgeseli 21 Şubat 2018’de, Quarztsite’da seyirciyle buluştu.

Hacı Ali’nin Hi Jolly’e evrilen çarpıcı öyküsü hala devam ediyor.

Şair Cemal Süreya haklıydı;

” Bazen hayat seni bulunduğun yerden alır, başka bir yere koyar… Ve der ki; burdan devam et.”

**Kaynak (Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research’de  yayınlanan Doç.Dr Ali Sönmez araştırması ve makalesi)

5-12-1

5-13-1

5-14-1

5-15-1