Yıl 2026. Hani o her seçim dönemi övündüğümüz, "Demiryolunun Başkenti" diye göğsümüzü kabarttığımız Eskişehir var ya; işte o şehir artık kendi istasyonunda "yolcu" değil, "izleyici" konumuna düşürülüyor.

Görünen köy kılavuz istemez ama yine de uzmanlarla konuştum, verileri alt alta koyduk. Ortaya çıkan tablo tek kelimeyle fecaat! Çok yakında Bursa-Ankara hızlı tren hattı devreye giriyor. Peki, Eskişehirli bu işin neresinde? Cevap vereyim: İstasyon peronunda, dolup taşan trenlerin ardından el sallarken!

Bursa’nın yükü bizim omuzumuzda, biletimiz nerede?

Şu anda bile İstanbul’a gitmek için bilet bulmak bir mucizeyken, 3 milyon 250 bin nüfuslu Bursa’nın yükü bu hatta bindiğinde ne olacak sanıyorsunuz? Bursa’dan kalkan o trenler, Bilecik yolcusunu da içine çekip Eskişehir’e geldiğinde tek bir boş koltuk bile kalmayacak. Bugüne kadar Bursa’dan otobüsle gelip Eskişehir’den aktarma yapan yolcu çilesi bitiyor, eyvallah. Bu hat açıldığında aktarmalar bitecek. Bursa yolcusu doğrudan Ankara’ya gidecek. Eskişehir, o aktarma avantajını da kaybedecek.
Eskişehirlilerin kendi şehrinden Başkent’e gitme şansı da o trenlerle birlikte raydan çıkıyor.

Tren yok, yatırım atıl kalıyor

Yeterli tren setimiz yok. Yıllardır söylenen “yerli ve milli” politika gereği dışarıdan tren alınmıyor. Yeni tren setleri 2026’dan itibaren Sakarya’da üretilmeye başlayacak. Güzel. Peki, Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak hızlı tren setleri ne kadar zamanda üretilecek? Demiryolu uzmanları açık söylüyor: Yolcu talebi yüksek olmasına rağmen birçok hatta tren olmadığı için yatırımlar atıl durumda. Ray var, istasyon var, talep var… Tren yok.

Üstelik İstanbul–Bursa ve Ankara–Bursa hatları aynı dönemde açılıyor. Mevcut tren setlerinin bir bölümü bu yeni hatlara kaydırılacak. Yani Eskişehir, mevcut pastadan da pay kaybedecek.

URAYSİM: Bir "Mükemmeliyet" masalının Sonu

Yıllarca Eskişehir’in geleceği diye anlatılan, Alpu’ya kurulacak Raylı Sistemler Mükemmeliyet Test Merkezi
10 yılı aşkın süredir konuşuldu, tartışıldı, binaları yapıldı, sonra kaderine terk edildi. Betonlar çürüdü, umutlar eskidi. Kamulaştırmalar yapıldı, davalar açıldı, planlar değişti. “Daha hızlı olacak” denilerek tüzel kişilik kuruldu, yönetim oluşturuldu. Ardından derin bir sessizlik.

Ne yapılıyor, yapılacak mı, vaz mı geçildi?
Bu sorulara uzun süredir tek bir net cevap yok.

Sektör uzmanlarının öngörüsü daha da çarpıcı: Sakarya’da kurulacak Hızlı Tren Üretim ve Test Merkezi sonrası URAYSİM’in tamamen rafa kalkması kuvvetle muhtemel. Türkiye’nin ilk milli elektrikli hızlı tren fabrikası Sakarya’da yükselirken, Eskişehir’de mükemmeliyet merkezi hayali buharlaşıyor.



Bu tablo tesadüf değil.
Eskişehir demiryolunda merkez olmaktan çıkarılırken, buna güçlü bir itiraz da yükselmiyor. Herkes bir sonraki açılışın fotoğrafında olmanın derdinde.Kimse “Eskişehir bu planın neresinde?” diye sormuyor.

Bugün konuşmazsak, yarın tren geçerken bakakalırız.


Bugün itiraz etmezsek, yarın bilet bulamadığımızın anlamı kalmayacak. Demiryolunun başkenti unvanı tabelada kalır.

Bir zamanlar trenlerin rotasını çizen bu şehir, artık sadece içinden geçen yabancı plakalı trenlerin rüzgârıyla yetinecek.

Eskişehirli uyuma; biletin kesildi, koltuğun ise artık başkasının!